"Milliyetçi Forum" forum üyeleri ile aşağıdaki iletişim kanalı ile iletişim kuracaktır.
E-posta Adresi:
+ Konuyu Cevapla
Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    206
    Rep Puanı
    76

    Standart ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

    Ülkücülerin hikâyelerini 30 yıl sonra sinemaya yansıtmak bana bir yönetmen olarak farz oldu” diyor yönetmen Nazif Tunç.
    Ülkücü bir yönetmenden 12 eylül darbesinin 30. yılında ülkücü bir film “Yusufiye”.

    Adı neden Yusufiye?



    Yusufiye 12 Eylül’de darbecilerin içeri aldıkları ülkücülerin kara zindanlara, hapishanelere, cezaevlerine, tutukevlerine verdikleri isimdir. Aslında Yusufiye olgunlaşma ve kemale ermenin ülkücülük tarihindeki adıdır. Bu yüzden 30 yıl aradan sonra yapacağımız sinema filminde ülkücülerin büyük acılar yaşadıkları o yerin dibine batası dönemi anlatacağız. Yusufiye kaya gibi sert duruşlarıyla yiğitçe bir destan yazanların filmi olacak.

    VİCDANEN RAHATSIZ ETTİ

    Peki, ülkücüleri konu alan bir film ilk defa mı çekiliyor?

    12 Eylül üstüne sol taraftan çok film yapıldı. Sol görüşlü sinemacılar 12 Eylül’ün hemen arkasından, bir biri ardına kendi arkadaşlarının, yoldaşlarının davalarını, içeride gördükleri işkenceleri, dramları anlatan çok film yaptılar. Son yıllarda televizyon dizileri de çektiler. Gel gelelim bu toprak için, bu vatan, bu ezan, bu bayrak için yiğitçe duruşlarıyla ipe gitmekten, canlarını vermekten çekinmeye o yiğitler için bir film yapamamışız. Bu benim içimi acıtan bir meseledir. Arkadaşlarımın o günlerdeki kavgalarını, mücadelelerini, onurlu duruşlarını sinemaya aktaramamış olmak beni vicdanen hep rahatsız etti, ediyor.

    O dönemde siz de ülkücü müydünüz?


    Tabii ülkücüydüm. Oklukta atılmaya hazır bekleyen oklar gibi sürekli hareket halinde olmaya imreniyordum. Ağabeylerimiz gıpta edilecek yiğitlerdi. Deli bir yolun yolcusuydular sanki. Benim kitaplarda okuduklarıma benzer son kahramanlar onlardı...

    Her bakımdan üstündüler. Bir adam bir yola başını, canını koyuyorsa, dünyaya sırtını dönüyorsa o adamın yiğitliğini taşlar bile yüceltir. Bütün dünya ulular onu. Böyle yiğitler ülkücü hareketin içindeydiler.

    Ama ülkücü düşünceyi ve ülkücü hareketi her zaman içimde bir parlaklık olarak hissettim.
    ÜLKÜCÜLERİN HİKÂYELERİNİ SİNEMAYA YANSITMAK FARZ OLDU

    Neden bugüne kadar ülkücülerin o dönemde çektiği acılar sinemaya yansıtılmadı?

    Bir sinema filmi yapmak imkân ve olgunlaşma süreci gerektiriyor. Bir eserin ortaya çıkartılması yoğun bir acıya veya yoğun bir mutluluğa bağlıdır. Yönetmenin bir filmi yapması da yoğun duygulara bağlıdır. 12 Eylül’ün bizim tarafımızdan ülkücü bakışla bir filminin yapılması arkadaşlar arasında konuştuğumuz zamanlar oldu. Ama bu acıları yansıtacak imkânı bulamadık.


    ÜLKÜCÜLÜK BİTMEYEN BİR SUDUR

    Ülkücülüğün sizdeki karşılığı nedir?


    Ülkücülük bitmeyen bir sudur. Sürekli kaynayan ve sürekli etrafını beslemeye çalışan bir su. Ben böyle görüyorum. Yani nasıl ki zemzem İsmail’in topuğunu vurduğundan bu yana tükenmeden akıyorsa ülkücülük de benim için bitmeyen bir su, bitmeyecek bir sudur...

    Suyun fıtratı yeşertmek, çoğaltmak, üretmektir. Akarken başını taşa vuracağım diye korkmaz su.

    Ülkücüler de başlangıcından bu yana biz akacağız başımız taşa değecek dememişlerdir. Temiz kalması için akması, sürekli döngüde olması gerekir.

    Hepsini kapladığını mı söylüyorsunuz?

    Evet. Ülkücülük, ülkücü kelimesi olmasa Türkiye’de siyaseti kim yapacaktı?

    KÖPEĞİ EVİNE ALAN PİSLİĞİNİ DE ELİNE ALIR

    O zaman siz bir ülkücü olarak açılımlara karşısınız…


    Benim şahsi olarak destek verdiğim açılımlar var. Ama hiçbir zaman bir köpeğin de başköşeye alınmasını kabul edemem… Köpeğin yeri bellidir, içeri giremez. “Buna da kapıyı açalım, o da girsin” aramıza karışsın olmaz. Köpeğin yeri dışarısıdır. Köpeği evine alan pisliğini de eline alır

    18 SOLCU 9 ÜLKÜCÜ’YÜ ASTILAR

    Bu projenizdeki amacınız nedir?


    İlk defa 12 Eylül Darbesi’nin ülkücüler üzerindeki tahribatını anlatmak gerekliydi. Ülkücüleri, masum yiğitleri zalimce öldürmeye, yok etmeye çalışmalarını işleyen bir film ‘Yusufiye’. Biz bu filmi asılan 9 arkadaşımıza, söndürülmüş 9 ışığa adayacağız. Muhsin Yazıcıoğlu’na, üşüyenlere adayacağız.


    12 Eylül cuntacıları demokrasiye müdahalelerini gerekçelendirmeliydiler. Anarşist diye, terörist diye dört yüz bin insan sıkıyönetim tarafından sorgulandı. Karakollarda, cezaevlerinde işkence gördü. Sorarlar adama bu nedir bu yaptığınız diye. 12 Eylül darbecileri 18 sol görüşlü genci de astı. Bunlara denge olsun diye masum, hiçbir suçları olmamalarına karşın, suçlar yükleyerek dokuz ülkücüyü ipe götürdüler. Dokuz masum yiğidi şehit ettiler.


    Onlar suçsuzlardı. Peki diğer 18 kişi suçlu muydu?


    Haksız darbelerini haklı hale dönüştürmek, halka “Bak biz idam ettiklerimiz için darbe yaptık” demek için 18 kişiyi hukuka uygun yargılamadılar bile. Milli Güvenlik Konseyi’nin kararı ile bazılarının yaşlarını büyüterek astılar. Bunların içerisinde bugünkü mahkemelerin, savcıların, yargıçlarının idam diyerek yargılayabilecekleri kimse yoktur. Yani cuntacılar darbe yapmayı haklı göstermek için 18 tane solcu, 9 da ülkücü arkadaşı astılar.

    Kim bu 9 kişi?

    Selçuk Duracık, Halil Esendağ, Mustafa Pehlivanoğlu, Cengiz Paktemur, Ali Bülent Orkan, Cevdet Karakuş, Fikri Arıkan, Ahmet Kesre ve İsmet Şahin...

    12 Eylül cuntacılarının ‘Asmayıp da besleyelim mi?’ deyip hukuka aykırı olarak idam ettiği şehitlerimiz…


    Tekrar filme dönmek istiyorum. Senaryoyu kim yazıyor? Neler anlatacak?

    Senaryoyu Özcan Avcı kaleme aldı. Özcan Avcı benim Çanakkale Cezaevi’nde 1989’da tanıdığım, ziyaret edip kucakladığım, uzun yıllar mektuplaştığım yiğitlerdendir. 20 yıl öncesinde yavaş yavaş bazı duyguları köpürtmeye başladığımız zamanlardan arkadaşız. 12 Eylül’ün mağdurlarından. O karanlık dönemde içeri alınmış ve haksız yere yıllarca cezaevlerinde tutularak, işkenceler görmüş arkadaşlardan biridir. 1992 – 93 yıllarında dışarı çıktı.


    Şehitlerden birçoğuyla hücre arkadaşlığının geliştirdiği bir öyküdür Yusufiye’in senaryosu.

    Bu 9 ışığımızın, 9 şehidimizin öyküsünden yararlanarak Süleyman isminde bir karakter meydana getirdik. Bu ülkücünün öyküsünü anlatıyoruz. Yani bu verdiğim isimlerden birisi değil. Filmin sonunda şehit ediliyor. Bizim kahramanımız bu söndürülen 9 ışık gibi işkenceye maruz kalıyor. Onların hayatlarından da bir takım örnekler alıyoruz ama şunun ya da bunun hayatı diyemeyiz.

    Yani hepsinin hayatından kesitler var…

    Bu film 3000 ülkücüye gecikmiş bir ağıttır. 3000 ülkücünün yüreğinde dinmeyen bir duadır.

    DARBENİN 30.UNCU YILINDA ÇEKİME BAŞLIYORUZ

    Çekimleri nerelerde düşünüyorsunuz?

    Yusufiye’nin yoğun sahneleri 1980’li yıllarda İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde geçtiği için işimiz hayli zor. Sokakları, insanları, araçları o günlere uydurmak zor. İşte insanların giyinişleriyle, araçların modelleriyle, her dükkânın tabelasıyla, uydu antenleri ve doğalgaz boruları ile uğraşarak bu film çekilmez.

    Anadolu’da özelliklerini koruyan ve düzenleme açısından daha az yorucu mekânlar seçmeyi düşünüyoruz. Şu anda kafamızda Tarsus var. Mesela Edirne’nin bazı sokakları ve mahalleleri 80’li yıllara kolayca dönüştürülebilecek nitelikte. Edirne Kapalı Cezaevi’nin boşaltılmış ve hala uygun olması da orada çalışmamızı kolaylaştıracak.

    Çekimlere ne zaman başlıyorsunuz?

    12 Eylül 2010’da bu filme başlayacağız. Yani darbenin 30’uncu yılında “motor” diyeceğiz. O güne kadar mekan, oyuncu, sponsor gibi destek çalışmalarıyla hazırlıklarımızı yapacağız. Senaryomuzun da mekânlara göre gözden geçirilmesini sağlayacağız.

    ÜLKÜCÜLERİN SİNEMA PERDESİNE GELMELERİNİ İSTİYORUM


    Filmin kahramanı Süleyman’ı kim oynayacak? Düşündüğünüz bir oyucu var mı?

    Yusufiye’nin yiğidi Süleyman… Süleyman yaşayışıyla, duruşuyla, inancıyla yiğitlerimize, şehitlerimize yakışan biri olmalı.. Ünlü olup olmaması beni çok fazla ilgilendirmiyor. Yani yaşayışı, bakışı ve duruşuyla arkadaşlarımıza yakışacak birisi olsun istiyorum.

    Oyuncuların da ülkücü gelenekten gelmesini mi istiyorsunuz?

    Biliyorsunuz idam mahkûmları asılmadan önce iki rekât namaz kılarlar. Asılmadan önce ilk olarak iki rekât namaz kılmak Sahabe Hubeyd bin Adiy’in adeti olarak yerleşmiştir. Biraz sonra asılarak şehit olacak bir müslümanın son namazı… Dokuz şehidimizin hepsi de bu son namazı kıldılar…

    Titremeden, er gibi, ermiş ve erimiş olarak. Yarabbi… Hayal ederken bile kahroluyorum. Peygamberlik Yusuf Aleyhisselama nasıl zindanda geldiyse binlerce ülkücü de dini olgunlaşmalarını biraz cezaevlerinde geliştirdiler.

    Erdiler, eridiler, erdiler. Bu yüzden oraya “Yusufiye” dediler. Hz. Hubeyb bin Adiy’in adetine uyurak Süleyman da iki rekat namaz kılıyor senaryoda. Gardiyan geliyor, Süleyman namazda. “Hadi Süleyman” diyor. Süleyman bitiriyor iki rekâtını. Orada Hz. Hubeyb’in söylediği ülkücüye yakışan sözü söylüyor: “Ölmekten korktuğumu düşünmemeniz için iki rekât kılıp kalktım. Yoksa bu namazı sonsuza kadar sürdürürdüm” Son namaz düşünebiliyor musunuz?

    Kalkabilir mi insan? Bunlar da öyle. Mesela Süleyman ölümüne yaklaşırken 40 gün bir şey yemiyor, oruç tutuyor. Diyorlar ki; “Bir şeyler ye yoksa dayanamayacaksın”. O da; “Asıldığımda bağırsaklarımdan kötü bir şey çıkmasın, Allah’ın huzuruna temiz çıkayım diye bir şey yemiyorum”. Asılınca vücut gevşer… 40 gün bir şey yemiyorlar abdestleri bozulmasın diye.

    BİRİLERİ GELİYOR VE YANAN IŞIĞI SÖNDÜRÜYOR

    Gerçekten bu idam edilenler bunları yaşamış mı?

    Evet yaşandı. İşte bu öykü 30 yıldır anlatılamıyor. 9 yiğidin ayrı ayrı öykülerini araştırın. Hepsinde buna benzer bir parlaklık bulursunuz. Şehitlik böyle bir şey. Birileri geliyor ve yanan ışığı söndürüyor.

    Niçin Yusufiye?

    Yusuf Aleyhisselam masumken zindana atılıyor. İffetini, ismetini korumak istediği için. İftiraya uğruyor. Yani işlemediği bir suç ona yükleniyor. Rabbine sabrederek kara zindanlarda yedi yıl kalıyor. Ve O’na peygamberlik zindanda geliyor biliyorsunuz. Allahü Teala O’nu zindandan alıp saraya koyuyor.

    Ülkücüler de vatan toprağı, bayrak, Ezan-ı Muhammediye, Kur’an için çıktıkları yolda asılsız suçlamalarla telef edildiler. Yusuf Peygamber nasıl zindanda sabredip, kendisine yapılanlara katlanıp Allahın peygamberi olduysa Ülkücüler de cuntanın zulmüne Allah'a yönelerek katlanmışlardır.

    Onlar için cezaevi ahlaki yücelmenin ve olgunlaşmanın çilehanesi oldu. Bu yüzden Yusufiye… O taş duvarlar Allahın güzel isimlerinin kazındığı yerler oluyor…

    ÜLKÜCÜLERİN SAHABE-İ KİRAM'DAN NE FARKI VAR?

    Ülkücülerin hiç hatası olmadı mı?


    Onlar vatan, bayrak, ezan, Kur’an için yola çıkmış olan insanlar. Yani o insanların Eshab-ı Kiram Efendilerimizden, Hazreti Peygamberin dostlarından ne farkı var? Onlar da Kur’an, Peygamber için yola çıkmışlar. Bizim yüreğimizde yücelttiğimiz, bu hareketin öncüleri olan ağabeylerimiz öyle.

    Ne zaman vizyona girecek?

    Yusufiye’nin çekilmesi, montajı, sinemalara yer ayrılması 2011’in başını bulur. Bu yılın 12 Eylül’ünde çekimler başlıyor. 2011’in ilk aylarına yetiştirebilirsek çok iyi olur. Ocak ya da Şubat’ta belki vizyona girer. Toplum yakın tarihini sorgulama içerisinde. Hatırla Sevgili, Bu Kalp Seni Unutur Mu, Çemberimde Gül Oya diye bir takım diziler yapıldı. Ama ülkücü cephenin yakın tarihimizdeki bu tür olayları dizilerde ve filmlerde işlenmedi. Bu dizilerin içerisinde yanlış çizilmiş bir takım ülkücü tipleri var.

    ÜLKÜCÜ TİPLER ÖZELLİKLE YANLIŞ ÇİZİLİYOR

    Siz de yanlış buluyor musunuz?

    Tomris Giritlioğlu’nun yapıtlarında ülkücü tipler özellikle yanlış çiziliyor. Bir dramatik denge oluşturmak adına bir tarafın masum bir tarafın daha acımasız gösterilmesi lazım. Onlar da ülkücülerin üzerine şartlı olarak gidiyorlar.


    Siz kendi filminizde bu dengeyi sağlayacak mısınız? Tomris Giritlioğlu gibi yapmayacaksınız…


    Bizim filmimizin sadece başında bir duvar yazısı sırasında çıkan çatışma var. Onun dışında solcularla kesiştiği bir yer yok. Biz daha çok askerle, polisle, işkencecilerle kesişen bir insani drama yapıyoruz.

    Tomris Giritlioğlu ile hiç görüşme imkânınız oldu mu? Bu dizilerle ilgili tepkinizi hiç dile getirdiniz mi?

    Görüşemedik ama bu sadece benim değil milyonlarca insanın düşüncesidir. O zaten bir iki tane renk olsun diye dizilerine ülkücü kişilik koyuyor Bir de senaristlerin beslendikleri yerler önemli.

    Yani sen ülkücü bir topluluk içerisindeysen bir karakteri işlerken onların gerçek değerini koyabilirsin. Dışarıdan bakıyorsan o zaman senaryona derme çatma bir tip eklersin. Hayatta karşılığı olmayan form tiplerdir bunlar…


    Alıntı: Haberiniz.com
    ECELİ GELEN KÖPEK KIŞLA DUVARINA İŞER

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Yaş
    21
    Mesajlar
    98
    Rep Puanı
    49

    Standart Cevap: ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

    Çok sevindirici bir haber. Allah kolaylık versin ve Allah razı olsun uğraşanlardan...

  3. #3
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Yaş
    44
    Mesajlar
    768
    Rep Puanı
    118

    Standart Cevap: ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

    Çok gec kalınmışta olsa bir başlangıctır..!..ÜLKÜCÜ'leri anlatmak sadece bir boyutu ile,hele hele sadece çekilen işkenceler üzerine kurulan bir kurguya sıkıstırılmamalıydı..ÜLKÜCÜ'ler üzerine cok ama çok ciddi anlamda sadece bir cepheyi yansıtan değil!! Çok yönlü!..Sayısız film yapılmalıdır.. Geniş kitlelere ulastırmak adına hiç bir fedakarlıktan kaçınılmamış cok ciddi projeksion'lar hayata gecirilmelidir..

    Her başlangıç,yeni bir başlangıcın müjdesi olmalıdır..Yüce mevla her konuda ÜLKÜCÜLERİ muzaffer eylesin..
    Bazen ilaç olur sözüm meclise...Söylemek FARZ ise sözüm ağırdır..
    Hep HAKİKAT söyle ömür bitsede..MAKAM'ın MÜJDE'si elbet SABIR'dır

  4. #4
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Yaş
    23
    Mesajlar
    2
    Rep Puanı
    33

    Standart Cevap: ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

    Bu tür filmler desteklenmeli iyi sponsorlar bulunmalı .Bize düşen görev ise bilgisayarımıza indirmeyipte sinemaya gidip izlemeliyiz.İşte bunları yaparsak bu tür filmlerin ardı arkası kesilmez emin olun.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1
    Rep Puanı
    36

    Standart Cevap: ÜLKÜCÜ FİLM ''YUSUFİYE''

    film ne zaman vizyona girer acaba sinemasınada gidilir orjinal cd side alınır

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. ülkücü sözler
    Konuyu Açan: kürşatalpaslan, Forum: Ülkücülük ve Turan.
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 02-05-10, 22:09:54
  2. ESKİ ÜLKÜCÜ(!)
    Konuyu Açan: Muharrem Günay, Forum: Siyasi Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 14-04-10, 18:22:14
  3. ÜLKÜCÜ AÇILIM
    Konuyu Açan: asena66, Forum: Siyasi Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 31-03-10, 21:38:19
  4. Ülkücü Gençlik Geliyor
    Konuyu Açan: monler, Forum: Kendi Şiirleriniz.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-03-10, 22:33:34

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok