"Milliyetçi Forum" forum üyeleri ile aşağıdaki iletişim kanalı ile iletişim kuracaktır.
E-posta Adresi:
+ Konuyu Cevapla
Toplam 17 Sayfadan 1. Sayfa 1 2 3 11 ... SonuncuSonuncu
Toplam 164 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

  1. #1
    İLKAĞAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Yaş
    44
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Arrow TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    SORUN BÖLÜCÜLÜK VEYA TERÖR DEĞİL;SORUN KÜRDÜN TA KENDİSİDİR.



    Türkiye'de her gün kız çocukları kaçırılıp zorla fuhuşa sürükleniyor, kadınlarımız kapkaça tecavüze uğruyor, her gün şehirlerde PKK gösterileri yapılıyor, Türk bayrakları yakılıyor, otobüsler yakılıyor, her gün birkaç asker şehit oluyor.

    Bunları kim yapıyor?

    Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor, kürtler kan döküyor?.. Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde tepemize dikilip park parası isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip kaçan değnekçiler niye hep kürttür?..

    Kırmızı ışıklarda arabamızın camına yapışıp dilenenler niye hep kürttür?.. Sokakta adım başı önümüze çıkıp "abeeey nooolur bir harçlıhh viir" diye sülük gibi yapışan, vermediğimiz takdirde küfreden 10 - 15 yaşındaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep kürttür?..

    Toplumsal bir sorun haline gelen, cinayet dahi işleyen tinercilerin etnik kökenleri incelendiğinde kürt oldukları meydana çıkmıyor mu?.. >

    Bunlar yüzünden insanlar sokakta rahat gezemez hale geldiler. Bu da bir terördür, şehirlerin göbeğindeki bireysel kürt terörüdür.

    Yol ortasında yakamıza yapışıp kadın pazarlamaya çalışan pezevenkler, genelev işletmecileri neden hep kürttür de başka birşey değildir?..

    İstanbul Beyoğlu'ndaki, Ankara Maltepe'deki, vs... gençlerimizi zehirleyen "bar" adlı batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden kürttür?..

    Haraççılık ve çek - senet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki insanları canından bezdiren kan emiciler niye hep kürttür?

    Oto galericiliği ve emlakçılık adı altında tefecilik yaparak milletin varlığını sömürenler niye hep kürttür?..

    Uyuşturucu pazarlayanlar neden hep bilmemhangi aşiretin mensubu kürtlerdir?.. Hüseyin Baybaşinler, Abuzer Uğurlular, Urfi Çetinkayalar nedir?.. Kız çocuklarının kaçırılıp zorla fuhuşa sürüklenmesinde, gençlerimizin uyuşturucu ile zehirlenmesinde ™ pay kürtlerin değil midir? Dört tane Hollandalı turistin (biri de erkek) ırzına geçip ikisini öldüren ve bu sayede bizi tüm dünyaya rezil eden "Alanya sapığı" lakaplı Hakan Karayavuz ve Susurluk'ta, 11 yaşındaki Türk kızı Avşar Sıla Çaldıran'ı iple boğduktan sonra cesedinin ırzına geçen Recep İpek neden kürttür?..

    Taciz ve tecavüzcülerin neden büyük çoğunluğunu kürtler oluşturuyor? Her ikisi de uzun yıllardır aynı mesleği icra ettikleri halde, Orhan Gencebay'ın adının şimdiye dek hiçbir kötü olaya karışmaması, İbrahim Tatlıses'in ise her türlü rezilliği yapması, her çeşit suçu işlemesinin sebebi birinin Türk, diğerinin kürt olmasıdır.

    Bu örnekler uzayıp gider... Kısacası "kürt sorunu" bazılarının empoze etmeye çalıştığı gibi sadece PKK'dan ya da siyasi olaylardan ibaret değildir. Türkiye genelinde her türlü pis, rezil işi yapanların, her türlü adi suçu işleyenlerin büyük bir kısmı kürtlerdir.

    Genelev işleten kürdü, pavyon işleten kürdü, kumar oynatan kürdü, mafyacılık yapan kürdü, uyuşturucu satan kürdü, yankesicilik, hırsızlık, kapkaç yapan kürdü, kaldırımları parselleyen kürdü, ırza tecavüz eden kürdü emperyalistler kışkırtmıyor, PKK ile de ilgileri yok... Taşıdıkları kanın gereğini yerine getirerek bu suçları işliyorlar.

    Sosyal açıdan değerlendirdiğimiz kürt meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm Türkleri bilinçlendirmeye çalışıyoruz. www.kurdish.com sitesine girip "Demographic Trends" başlıklı tabloya bir göz atınız. Kürtlerin 2050 yılında Ortadoğudaki nüfuslarının 87 milyon, Türkiye'deki nüfuslarının ise 57 milyon olacağı belirtiliyor. Bunlar doğru verilerdir, yani bir sallama söz konusu değildir, hatta az bile verilmiştir. Çünkü çarpraz üreme, yani 8 çocuğun diğer 8 çocukla ilerde evlenecekleri düşünülüp onların çocuklarının da çarpraz olarak üreyecekleri düşünülürse bu tablo yetersiz kalmaktadır. Ayrıca bu süre içinde milyonlarca Türk kürtlerle karışarak kürtleşecektir. Türklerin nüfus artış oranı ise bugün neredeyse Avrupa ülkeleri seviyesine inmiştir. Türk illerinde doğum kontrol uygulamasını teşvik ederek Türklüğün kuyusunu kazan devletimizin alçak siyasetçileri; Güneydoğuya verdiği çocuk yardımları ile kürtlerin üremelerini teşvik etmektedir. Üremeyip de ne yapsınlar? Devlet Bakanı Beşir Atalay'a bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu (Fak - Fuk - Fon) başta Muş olmak üzere nüfusun •'inin kürtlerden oluştuğu bazı doğu illerinde çocuk başına para kampanyası başlatmıştır. Bu durum zaten çok hızlı üreyen kürtlerin daha da fazla üremesi demektir.

    Yapılan yardımların miktarları :

    İlköğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 20 YTL

    İlköğretime devam eden kız öğrencilere ayda 23 YTL

    Ortaöğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 28 YTL

    Ortaöğretime devam eden kız öğrencilere ayda 39 YTL

    Sağlık yardımı olarak her çocuğa ayda 15 YTL

    Her anne adayı için gebeliğin ilk 7 ayında ayda 18 YTL

    Her anne adayı için doğumda 50 YTL

    Çocuk yardımı çok hızlı üreyen kürtlerin ağırlıklı olduğu şehirlere değil, üreme hızı sıfır olan Türklerin yaşadığı şehirlere yapılmalıydı. Fakat AKP (Arap Kürt Partisi) bu şekilde uygun görmüş. Neden acaba? Kürtler ne kadar çok çocuk yaparlarsa, o kadar çok para kazanıyorlar. 10 çocuğa sahip bir aile, çocuk başına ayda 15 YTL'den toplam 150 YTL para alıyor. Doğum ve okul için yardımlarıda eklersek 10 çocuklu bir ailenin devletten aldığı para ayda 500 YTL'yi geçiyor.

    Birkaç ay önce gazete ve televizyonlarda şahane bir haber vardı.Diyarbakır'da bir Kürt dişisi 8 yavrusundan sonra, 9.sunu ikiz olarak peydahlarken, çocuklar ölüm tehlikesine giriyor ve Türk askeri doktorları gelip bebeleri kurtarıyor, hastanede kuvöze koyuyor. Bu sefer Van'dan, yine süper bir haber var. 68 yaşında bir Kürt, 26 yaşındaki ikinci karısından 13. yavrusunu peydahlamış. Toplam 13 çocuğu 100 kadar torunu varmış, artık başka çocuk istemiyormuş, yorulmuş.Gazeteci, "bu kadar çocuğa bu fakirlikle nasıl bakıyorsunuz?"dediğinde, Kürdün cevabı harikaydı. "Kaymakamlık gerekli her tür yardımı yapıyor, hiç bir sorunumuz olmuyor" !!! Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle, devletin vatandaşının hayatını koruma ilkeleri ile falan açıklamaya kalkışmasın. Benim ülkeme göz dikmiş bir >>>halkın, benim vergilerimle beslenip daha çok üremelerini sağlayıp on milyonlarca a***** yaratmanın hiç bir ilke ile ilgisi yoktur. Bu rejimin kendisinin kurucusu olan asli unsura, yani Türklere ihanet etmek açısından devşirme Osmanlı'dan hiçbir farkı kalmamıştır. Gayet açıkça Türkler özendirilip en sıkı şekilde nüfus planlaması uygulanırken, Kürtlerden elektrik, su parası bile alınmayıp, nüfuslarını iyice arttırıp Türkleri geçebilmelerine çanak tutulmaktadır.

    Ülke genelinde kaçak elektirik oranlarına göz atalım.
    Şanlıurfa % 66.7
    Diyarbakır % 62.7
    Hakkari % 62.5
    Mardin % 59.3
    Van % 58.0
    Şırnak % 52.0
    Batman % 51.0
    Muş % 50.0
    Bitlis % 48.0
    Siirt % 48.0
    Kastamonu % 4,
    Trabzon %5,4
    Giresun %3,5

    İşte kaçak elektirik tablosu. Yoruma gerek var mı?

    Nihai amaçlarını gerçekleştirmek için ne cesaretleri ne zekaları ne de kültürleri olan bu etnik cemaat, tek yolu Tanrı'nın kişilere verdiği doğal içgüdüyü (üreme) bir savaş silahı olarak kullanmakta bulmuş durumdadır.

    Yakın bir gelecekte nüfusu 100 milyon - ki bunun en aşağı yarısı kürt olan bir Türkiye çocuklarımızı bekliyor... Bayrak aynı bayrak, sınırlar bozulmamış, isim değişmemiş ama ortada ?Türk? kalmamış. Birkaç milyon kalmış elbette ama onlarda tedirgin yaşıyorlar. Ortada Brezilya gibi, lisanı, soyu sopu karışık, ırk çorbası bir ülke.. Ama hala müslüman... Bizim için bir yıkım olan bu durum, ?72 millete bir göz ile bakan? hümanistlere bir rahatsızlık vermez.

    Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike kürtlerdir. Dün bunu inkar edenlerin savunduğu fikirler, kürtlerin gerçek yüzlerini göstermesiyle bugün bir bir intihar ediyor. Bu cümleleri okuduğunuzda etkisi altında kaldığınız propaganda yüzünden yargılayıcı duygulara sahip olabilir; kürtlere karşı katı bir tavır alma diye düşünebilirsiniz. Fakirlik, eğitimsizlik gibi onlarca sebep sıralayıp, sosyal yalanlar uydurup, hergün sizin veya tanıdıklarınızın payına düşeni bir şekilde aldığı yanıbaşınızdaki kürt terörünün varlığını inkar edebilirsiniz. Bunları düşünmek sizi rahatlatır. Kürdofil medyanın enjekte ettiği bu uyuşturucu sizi olan bitenden uzaklaştırabilir. Ancak gerçekleri değiştiremez.

    Gerçek aciz değildir. Gerçekleri kim anlatacak? Kim gösterebilecek ezilmiş sandığınız kürtlerin hergün yanıbaşınızda yaptığı ahlaksızlık ve saldırganlığı? Kerkük'te arkasına ABD'yi alınca Türkmenler'i katleden bu aşağılık topluluğun eline fırsat geçtiğinde uyguladığı baskıdan kim söz edecek?

    Okuldan, işten dönüp televizyonu açtığınızda tüm kanalları kaplayan Kürt dizileri ile mi bilinçleneceksiniz; yoksa PKK'ya yardım edip sonrada kasetleri Türkler tarafından kapışılan, konserlerinde izdiham yaşanan kürt ibo, mahsun, berdan, keko, şavata, ahmet kaya, özcan ve >>>hergün yenisi çıkan şarkıcı bozuntuları ile mi?

    Sol merkezli görüş onlara herkesten fazla sahip çıkıp tabanını genişletmeye çalışırken, yıllar sonra kullanılıp bir kenara atılacağının farkında değildi. Sağ tarafta durum daha da vahimdi. Açıkça bir kürt milliyetçisi olan Said-i Nursi'nin kitapları elden ele dolaşıyor, kürtler ırkçılıklarının dozunu giderek arttırırken inançlı Türkler din kardeşliği masalı ile uykuya çoktan dalmış oluyordu. Ancak bunların içinde belki de en acı olanı, kürtler tarafından aldatılmayı halen gururuna yedirip itiraf edemeyen sözde milliyetçilerin (!) durumudur. PKK ve Apo'yu Ermeni, dağdaki kürtleri kandırılmış, sokaktakileri de kardeş ilan eden ülkücü anlayışın Türklere verdiği zarar gelecekte tarih kitaplarına konu olacaktır.

    Gerçeği daha fazla inkar etmek anlamsız. Bu son perdedir. Bir yandan ABD talimatlı kürt dizileri, diğer yandan Avrupa tavsiyeli gelin-kaynana programları ile giderek daha fazla esir şehrin insanlarına benziyorsunuz Kürtlerin hızla neden ürediklerini ve yayıldıklarını anlatıp, önlem almaktan bahsedenlere onlardan önce siz karşı çıkacaksınız. Çünkü bulanık gözleriniz mahallenizde bir eve doluşup, ahlaksızca ve bilinçli bir şekilde üremeye devam eden kürtleri değil ancak dizidekileri seçebilecek. Artık sokakta sizin ve yakınlarınızın canını yakan tinerciler denince bunun tek sebebi olan kürtleri düşünmeyeceksiniz bile. >>>Eğitimsizlik,fakirlik,sosyal adalet gibi kavramların arasında boğulacak; kafanızı toplayıp gerçek soruyu asla soramayacaksınız.

    PKK denince aklınıza kürtler gelmeyecek. O dış güçlerin oyunuydu diyecek, bitti sanacak; öldürülen binlerce teröristin kaç milyon akrabası ve sempatizanı olduğunu hesaplayamayacaksınız.

    İlköğretim çağındaki kız çocuklarına dahi askıntı olup, fırsat bulunca her türlü kötülüğü yapanların onlar olduğunu bilmek istemeyecek; kürtler göç etmeden önce şehrinizin ne kadar huzurlu olduğunu anlatmaya çalışanları duyamayacaksınız. söz azınlık haklarından açıldığında, >>> >>>Kerkük'te Türkçe ders verdiği için eğitim yuvalarına bile saldıran kürtlerin hakkını onlardan çok savunduğunuzun farkında olmayacaksınız.

    Sosyal eşitsizlik denince aklınıza sadece ekranda gözünüze sokulan Güneydoğu illeri gelecek. Ülkenin en yoksul beş ilinden ikisi olan Gümüşhane'nin, Kastamonu'nun neden suçlu üretmediğini anlayamayacaksınız. Karadeniz Bölgesinde elektriği ve suyu dahi olmayan köyleri hiç bilmeyeceksiniz.

    Toplum olarak düzenimizi, birey olarak yaşantımızı, aile olarak huzurumuzu ve millet olarak sağlımızı bozan kürtlerin yarattığı tehlikeyi hala inkar etmek eğer gaflet değilse, nedir?

    Kürtlerin yaptıklarını es geçip kabahati dış güçlerde aramakta hiç gerçekçi değil. Bu topluluk tarafından icra edilen ?Kapkaç, yankesicilik, hırsızlık, töre cinayetleri, taciz, gasp, beğendiği kızı şehrin orta yerinde kaçırıp ırzına geçerek evliliğe zorlama, etnik dayanışma ile gittiği tüm yerleri hegamonyası altına alıp kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımama, haklı haksız her mecliste sadece kendisinden olduğu için birbirlerini destekleme, çocuk kaçırma, sapıklık, 9-10 yaşlarında çocukların tecavüz edilip öldürülmesi, elektrik su parası ödememe, vergi ödememe, sahteciliklerle a***** gibi yaşama, turistlik kasabaları ele geçirerek hem yerli halka, hemde turistlere zarar verme, devletin her imkanını sömürme, trafik magandalığı, şehir magandalığı, haraç toplama, liselerde, ilkokullarda çeteler kurup diğer öğrencileri sindirme, sahip olduğu feodal kültürü yaşadığı yere uydurmaya çalışma, uymayanlara zarar verme, sıcak para getiren tüm iş kollarına zor kullanarak hakim olma? gibi mevhumları hangi dış güçler kürtlere nasıl yaptırıyor? Merak ediyorum.

    Arkadaşlar, sorun "kürtçülük" "bölücülük" veya "terör" değildir. Sorun kürdün ta kendisidir. Teröristi, esnafı, işadamı, öğretmeni, manavı, dolmuşçusu, garsonu, sapığı, eşkiyası, kapkaççısı, anarşisti.... hepsi aynıdır. Türk milleti için şu an aleyhte bir faaliyet göstermeyen kürtler olabilir, ancak bunların vadesi sonsuz değildir. Kaldı ki o "sadık kürt" bile sokaklarda, işyerinde veya okullarda gene kürtlüğünün gereğini icra edecektir. Kürtlüğün gereğinin ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz. Artık "Kürt bölücülüğü" diye bir sorun olmadığı, gerçek sorunun adı "kürt yayılması" olduğu halde bazıları ısrarla "bölücülük" diye yanıltıcı adlandırmalarla uğraşıyor. Bazıları da ?dış güçlerin maşası, piyonu kafasız, zavallı, korkulmaya değer
    olmayan kürdler? söylemini bulmuşlar. Böylece esas büyük suç, Kürtlerin üstünden alınıp kim olduklarını kendilerinin bile net tarif edemediği, gizem perdelerinin arkasındaki yüce dış düsman güçlere yükleniyor. Hem de Kürt tehlikesi küçümsenip stratejik bir politika boyutuna indirgeniyor. Oysa ki sorun stratejik veya magazinsel sorun olmaktan daha vahimdir. Turkiye Cumhuriyeti devletinin kimliğini, kurucu ve asli unsur olarak tekelinde tutan Türk ırkının nüfus itibariyle gelecekte aynı şekilde tekelinde tutup tutamayacağı, yani var olma , yok olma mücadelesidir.

    Ayrıma dikkat edin. Eğer dış güçlerle Kürtlerin Türk milletine karşı bir ilişkisi varsa, bu ilişki maşalık değil işbirliğidir. Ne maşası, ne kandırması? Kürtlerin çıkarları dış güçlerinkiyle örtüşüyorsa kandırmaya ne gerek var? Kürtler saflar, kandılar, komploya düşüyorlar, onun için çoğalıp Türkiye'de çoğunluk olacaklar. Vay be. Canına minnet adamın böyle kandırılma. Aynı mavalları Osmanlı yönetimi de 100-150 sene önce Yunanlılar ve Ermeniler için söylüyordu. Güya Yunanlılar yutacak ya. "Biz sizinle asırlarca kardeşçe yaşadık, Batılılar sizi kendi çıkarları için kışkırtıyorlar, alet ediyorlar" diye anlattılar durdular.

    Yunanlılar ne kadar *****mış ki alet oldular da aleyhimize topraklarını 3 kat büyüttüler, hala da büyütüyorlar. Bu devirde kimse oyuna gelip saflığından başkasının maşası olmaz. Avrupalıları Tanrı sanıp incik boncuk karşılığında birbirlerine saldıran Kızılderililer yok.

    Dünyamızda şu an olabilecek, sadece çıkar ve güçbirliğidir.

    SON SÖZ : Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna inanalım,birlik olalım.
    Konu İLKAĞAN tarafından (17-11-08 Saat 13:44:11 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    İLKAĞAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Yaş
    44
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    KÜRT SORUNU VE ÇÖZÜM YOLLARI :

    Kürtler Anadolu'ya ilk kez Türklerin girdiğinden en aşağı başında Osmanlı-Safevi, Sünni-Şii çatışmasıyla aşiretler halinde İran'dan kaçarak ayak basmışlar ve Güneydoğu Anadolu'da göçer olarak barınmaya başlamışlardır. 20. yüzyıl başında doğu ve güneydoğu da kent ve kasaba merkezlerinde kürt yoktu. Nüfus Türk çoğunluk, ve kimi yerlerde Arap, Süryani ve Ermeni azınlıklardı. Kenti kasabayı bırakın, Anadolu'da Kürtler tarafından kurulmuş köy bile yoktur.

    Yerleşik düzene geçmeleri 20. yüzyılda şartların zorlamasıyla gerçekleşmeye başlamıştır ki bu şartlar, göçerlik yaptıkları güzergahların Türkiye, İran ve Irak ve Suriye arasında bölünmesi, gelişen teknoloji, ulaşım imkanlarıyla sınırların denetlenmesi, keyfe göre sınır aşmanın mümkün olmamasıdır. Kürtler, Türkmenlerin asırlar boyunca yerleşik düzene geçmeleri için uğradıkları baskılara asla muhatap olmamışlardır. Şartlar onlara "ya yerleşin, ya da açlıktan ölün" diyene kadar sarp,denetimsiz dağlarda çobanlık yapmışlar ve aşağılara inip eşkiyalık, sonra tekrar dağlara kaçmak şeklinde bir hayat sürmüşlerdir.

    20. yüzyıl başı, onlara tarihi avantajlar sunmuştur. Doğu Anadolu'nun yerleşik eşraf ırkları, Türk çoğunluk ve batılılarla Ruslardan aldıkları desteklerle rekabet edebilecek güce ulaşan Hıristiyan Ermeni azınlık birbirini kırmıştır. Önce Ermeniler Türkleri katletmiş, sonrasında Türkler Ermenileri sürerek cezalandırmıştır. Kürt, dağlardan inip çıkarı o an hangi tarafı gerektiriyorsa o tarafa destek çıkarak yükünü tutmuştur. Katliamlar, dünya ve kurtuluş savaşlarıyla kırılan yüzbinlerce genç Türk nüfusunun boşalttığı yerlere, öncelikle mezralara, köylere yerleşmişlerdir. Güneydoğu coğrafyasının 4 ülke arasında bölünmesi bölgeyi bir nevi çıkmaz sokak haline getirmiş, ticaret ve zanaatla uğraşan Türk eşrafında durumunu bozmuş, geçinmesini gün geçtikçe zorlaştırmıştır. Bu doğu kentlerinden batı kentlerine göçe yol açmıştır. Bu göçün dramatik boyuta varmasında, kürtlerin köylerden sonra, tarımla patlayan nüfuslarının kentler üstünde de yarattığı şiddetli baskının rolü çok büyüktür. Kürtlerin yerleşik Türkler üstündeki etkisi, her yerleşen yeni kürdün yeni bir virüs gibi yaşam kalitesini düşürmesi, güvenlik ve huzurun azalması, gelirin düşmesi, Kürtlere karşı zorunlu olarak alınan askeri önlem ve kısıtlamalar, kentlerarası ulaşım ve ticaretin düşmesi, kent merkezlerinin hayalet şehir haline dönüşmesi, ve boşalan eşrafın yerine patlayan nüfuslarıyla herşeye aç Kürt sürülerinin işgaline uğramasıdır.

    Bugün Kürtlerin başkenti olan Erbil, 1. Dünya Savaşı'nda bir Türk şehriydi. Yüzbaşı Selahaddin'in Romanı'nda Erbil şöyle anlatılır: "Kent merkezi ve etrafındaki köyler, çiftlikler Türktür. Akşam olduğunda kent halkı surların içine çekilir ve kapılar kapatılır çünkü etraftaki dağlarda Kürt eşkiyaları terör yaratmaktadır. Bu sene halk kent çevresindeki bağlarından da mahsul alamamıştır çünkü Kürt eşkiyaları fırsat vermemektedir."

    Van, Bitlis, Tatvan 1990 yıllarına kadar nüfusunun büyük kısmı Türk olan kentlerdi.

    Ziya Gökalp'in doğduğu, Uzun Hasan'ın başkenti Diyarbakır, 1900'lerin başında eğitim düzeyi çok yüksek olan pırıl pırıl bir kentti. Sonrasında yukarıda anlatılan gelişmelerle zenginliğini kaybetti ve cazibe merkezi olmaktan çıktı. 1960'lara kadar nüfusu tamamen Türktü.

    Hakkari'nin bile 1950'lere kadar nüfusu Türktü.

    Doğu Anadolu Türkleri, yıllardır anlatılan Türk-kürt kardeşliği masallarının tam tersine Kürtlerin ne olduğunu asırlardır biliyordu, ve onlara kapılarının önünde tuttukları köpek kadar bile değer vermiyordu. Kürtlerin hakkı sadece mağaralarıydı, ya da ancak tutunabildikleri sarp yerlerde, milli mimarlık malzemeleri ve teknolojik ilerlemelerinin zirvesi olan inek dışkısından barınaklarıydı. Doğu Anadolu edebiyatı, Kürtlerle ilgili sayısız örnekle doludur. "Kuyruklu Kürt", "Kürtle eşek arasında ne fark vardır? Kürt merdiven çıkamaz.", "Kürde eşek demişler, eşek duymuşta kederinden üç gün arpa yememiş", "Yarab Kürdü mert eyle, ayağını dört eyle, ya eşeği Kürt eyle, ya Kürdü eşek eyle" gibi. İstanbullu olup, 1950'li yıllarda babasının mesleği nedeniyle Bitlis'te yatılı meslek lisesinde okuyan Türkçü bir ağabeyden duyduğum anı aynen şöyle:

    "Van, Bitlis, Tatvan o zamanlar tamamen Türktü. Benim yattığım okulda herkes Türktü, sadece Mutki ilçesinden gelmiş iki tane Kürt vardı. Öğrenciler bunlara çok kötü davranır, 'kuyruklu Kürt' diye aşağılarlar, aralarına almazlardı. Çocuklar o kadar zor durumdaydı ki ben acıyıp engel olmaya çalışmıştım. Öğrenciler beni terslemiş, 'sen karışma İstanbullu. Senin İstanbul da rahatın yerinde tabi, bilmezsin. Bunlar Ermenilerle bir olup bizim dedelerimizi öldürdü. Bunlar bizim düşmanımız. Fırsat verdiğimiz an bizi yok ederler' diyorlardı"..

    Bugün ise Kürtleşme tehlikesi, gittikçe habis ur gibi batıya doğru yayılmaktadır. Bizim çocuklarımızın da birbirlerine, "2010'lara kadar Adana, Mersin, 2020'lere kadar Antalya, Muğla nüfus çoğunluğu Türkmüş" diye anlatmaları büyük olasılıktır. Tahmin etmek için falcı olmaya gerek yok. Bu yayılmanın sebeplerine gelince, Doğu Anadolu'daki durum yine birinci etkendir. Yani Türk'e kıyasla yarı maymun derecesinde evrimleşme düzeyine sahip, vahşi, herşeye aç ve uygarlaşmış topluluklara özgü vicdani ve ahlaki öz kısıtlamaların hiçbirisine sahip olmayıp, sadece içgüdülerle hareket eden Kürtlerin yerleştikleri yerlerdeki yaşam kalitesini düşürmesi,mideyi kaldırması, huzuru kaçırması, insanların işini gücünü rahatını bozup kaçırmaları.. Diğer ve daha somut olanı ise, Türklerdeki eğitim ve kentleşme oranı arttıkça, toprağa bağımlılık ve kol gücüne ihtiyaç azalıp çocuk bakmanın maliyeti arttıkça nüfus artışının düşmesidir. Buna karşılık Kürtlerin esas bitip tükenmez nüfus membası olan güneydoğu toprağa ve kol gücüne bağımlıdır, ve Türkiye'nin doğu ve güneydoğu sınırları bir denize, yani Hazar ya da Basra körfezine inmediği sürece, güneydoğu bölgesi çıkmaz sokak olarak kalacağından endüstriyelleşemeyecek, kol gücünün yerine sayıca daha az ama daha nitelikli yetişmiş elemana ihtiyaç duymayacak ve toprağa bağımlı kalmaya devam edecektir.

    Kürtlerin kentlere göç etmiş kısımlarına gelince; bunların henüz ya 1. (en çok olan kesim, terör sonrası 90'lardaki göçle birlikte bunlardır), ya da 2. nesilleri kentte yaşamaktadır, ve içlerinde tam anlamıyla kentleşebilmiş, hatta kasabalılaşabilmiş, yani eşraflaşabilmiş olanı çok azdır. Bunların bile çoğu PKK sonrası, Apo'nun "ya silaha sarıl, ya da karıya" emrine harfiyen uymaktadırlar. Kürtler içinde büyük bir kesim, kentlerde yaşamalarına rağmen, kentliliğin getirdiği zorunlu, ailede nüfus bakmayı zorlaştıran pek çok masraftan muaftır. Elektrik, su, okul, arsa, daire almak v.s. gibi. Kaçak elektrik, su, kaçak yapılaşma ve azınlık dayanışması sayesinde kendilerine açılan suç organizasyonları, torpil gerektiren rantı yüksek iş kolları gibi avantajlarla çocuk bakma maliyetini arttıran külfetlerden kurtulmaktadırlar. Çoğu kentte bile eğitimsiz ama çok adam sayısı isteyen suç ve rantiye işlerinde faaliyet göstermektedirler. Dolayısıyla azınlık dayanışmaları, kendilerine rant sağlamakta, sağladıkları rantın artması için ailelerindeki nüfusun artması gerekmekte, kendi maddi çıkarlarıyla Kürt nüfusunun artmasını amaçlayan milli çıkarları örtüşmekte, ve daha kötüsü bunların hem bireysel maddi, hem de toplumsal milli çıkarlarıyla batılı güçlerin Türkiye karşıtı çıkarları örtüşmekte, böylece karşımıza Kürt bireylerinin, Kürtçü siyasetçilerin ve Batılıların doğal bir hedef ortaklığı ve ittifakı çıkmaktadır. Bu amaç ve güç birliği, tek tek ulaşılması hayal edilemeyecek sonuçların hedeflenmeye başlamasına yol açmaktadır. Daha önceleri, Kürt sorunu değil, Kürtlerden kaynaklanan asayiş sorunu vardı. Daha sonraki yıllardaki aşama ise Kürtlerden kaynaklanan, ülkenin birkaç ilinin bölünmesi sorunuydu. Gelişen şartların bizi getirdiği nokta, gittikçe artan şekilde, ülkenin bir bölümünün değil, tamamının Kürtleşmesi, ya da en azından "Türk" esaslı milli bir ülke ve devlet özelliği pratikte kalamayacak şekilde heterojenleşmiş, coğrafi esaslı bir Anadolu ülkesi haline gelmesidir. Daha önce en ileri Türkçülerin bile hayal etmediği yeni, kötü ve çok daha sert olunmasını gerektiren bir döneme girmiş bulunmaktayız. Zira durum, artık güvenlik ya da bölünme değil, tamamen varolma savaşı haline gelmektedir. 28 şubatta komutanların işaret ettiği tehlikelerin bir tanesi, irticaydı. Diğeri ise, RP'nin Van milletvekili Kürt Fetullah Erbaş'ın "siz burada ırkçılıg yapiyörsünüz" diyip toplantıyı terk etmesine yol açan tespitti. Kürt nufus artışı durdurulmadığı takdirde 20-30 sene içinde Türkiye'nin nüfus dağılımının tehlikeli şekilde değişebileceği.

    Bunlara bir de yıllardır toplumun en siyasi milliyetçi geçinen dolayısıyla da toplum tarafından milli konulardaki sözleri kıstas kabul edilen bir partinin, başka hiçbir ülkede görülemeyecek bir garabet örneğiyle, her siyasi eğilimden çok daha fazla kendisini Kürtlere siper etmesi ki bunda çok önemli nedenlerden biri devletin 80 sonrası "Kürtleri Türk soyundan geldiklerine ikna etmek ve Kürt terörü arttıkça, toplumsal huzurun çaresini Türklerin tepkilerini bastırmak yatıştırmak" şeklindeki inanılmaz yanlış, çocukça, gafilce çözüm fikirleri ve bu fikirleri dillendirecek "milliyetçi referans" olarak sözü geçecek taşeronlar aramalarıdır; "Türkle Kürt etle tırnak gibi kardeştir, kız alıp vermişiz, biz ne kadar Türksek onlarda o kadar Türk, onlar ne kadar Kürtse biz de o kadar Kürdüz" teranelerini sayıklaması, Apo'nun İtalya'ya kaçmasından sonra olduğu gibi her kitlesel Kürt karşıtı uyanış hareketinde kitlelerin önüne fırlayıp aynı iğrenç yalanları haykırıp kalabalıkları soğutması, tiksindirmesi ve eylemleri söndüren, bilinçlenmeyi engelleyen en büyük sabotaj unsuru olması gibi asıl değil, ama tali, ve çözümü geciktirici, zaten sürekli tartışılan ve artık herkesçe bilinen unsurları da göz önünde bulundurarak konunun genel profilini çizdikten sonra sorunu ve olası görülen çözüm yollarını bir de sistematik şekilde sıralamayı deneyelim.

    Önce sorun doğru teşhis edilmelidir:

    1- Kürtler Türk olmadıklarının bilincindedir.

    2- Kürtler büyük hızla nüfuslarını arttırmaktadır.

    3- Savaşlarda en nihai zafer (çatışmalar değil, uzun çatışmaların sonucunda kesin sonuç), hep kalabalık olan ordunundur.

    4- Kürtler, kişisel çıkarları, ırk dayanışması, ve yabancılarla çıkarlarının uyuşması sonucunda bugün devletin kimi kademelerinde Türklerden daha hakimdir, o yüzden de kürtleri Türkleştirmek gibi bir politika izleyecek, buna otorite ve gücü olan bir organ yoktur, hayal aleminde yaşamayalım. Bugün devleti yöneten kadro, bırakın kürtleri Türkleştirmeyi, Türkiye'nin milli devlet statüsünü bile sorgulamaya açıyor.

    5- Ülkenin ekonomik sorunlarında kürtlerin sübvansiyonunun, terör yapmasınlar diye rüşvet olarak verilen kanunsuz davranma imtiyazlarının ve ırk dayanışmasının büyük payı vardır.

    6- En büyük handikapta hala Türklerin bir kısmının, hatta en milliyetçiyim diyen kısımlarının bile kürtlere mazosişt ve kendini çok aşağılardaki güruhları layık gören şekilde kardeş gözüyle bakmasıdır, ki bu da sadece kürtlerin kötü kader sonucu bizle ayni dinden olmasından kaynaklanıyor.

    Türklerin avantajları ise:

    1- Hala nüfus çoğunluğunun Türklerde olması

    2- Hala maddi gücün ağırlıklı olarak Türklerde olması (sadece tahmindir)

    3- Köklü üstün akıl, cesaret, ve tarihten ve genlerden gelen mirası sahiplenme güdüsü.

    Çözüm:

    1- Türklerin, (devlet değil sivil, normal Türk insanları), sorunu doğru görmesi ve kendi ırk dayanışmalarını gerçekleştirmeleri.

    2- Sivil eylem ve tepkilerini, herkesin kendi çapında yapabileceği en üst düzeyde ortaya koyması. En aşırı tepki bile tepkisizlikten iyidir.

    3- Bu tepkilerin artması ve kollektifleşmesiyle devlet üzerinde baskı yaratılması. Ülkede demokrasi varken ve herşey seçimlere, seçimler de nüfusa bağlıyken, gittikçe kitleselleşen tepkiler eninde sonunda ses getirecektir. Yani kürtleri devlet değil, devleti Türkler sallayıp akılları başına getirmeli, pabucun pahalı olduğunu göstermelidir.

    4- Tepkilerin bir kısmı fiziksel güç kullanımı gerektirirken, toplumdaki en zayıf, en aciz kişinin bile yapabileceği, vurmaktan kırmaktan çok daha önemli bir görev vardır. O da, tüketimden gelen gücü kullanmak, ve kürtlere alışveriş ve hizmetlerde para kaptırmamaya önem göstermektir.

    5- Türklerin tehlikeye karşı bilinçlenmesi, sihirli değnekle Kürtleri "ben oldum! Türk oldum ben!" diye dönüşeceklerini hayal etmekten çok daha kolaydır. Türklerin büyük kısmı belki Kıbrıs'ın yerini bilmezken, sadece birkaç senede milli dava haline gelmiş, ve en efendi, işinde gücünde denilen İstanbul Türkleri 6-7 eylülde Yunanlıları perişan etmişti. 1922'de 1 milyondan fazla olan rum nüfusunu, yine 1 milyondan fazla olan ermeni nüfusunu birkaç bin gibi pandalardan daha az seviyeye indiren millet bu millettir. Atsız'ın dediği gibi gerçekten de Türk'ün ayranı kabardığı zaman karşısında durulmaz.

    6- Türklerin yaratacağı şiddetli kamuoyu baskısıyla hesapların tersine dönmesi ve devletin başına Türkçü politika izleyecek kadroların mecburen gelmesi.

    7- İşte ancak bu noktadan sonra, "kürt sorunu nasıl çözülür"ün, devlet otoritesiyle ilgili esas kısmı başlayabilir.

    O da şudur:

    Kürtler şu an gayri resmi olarak azınlıktır. İşlerine geldiğinde Türk, işlerine geldiğinde Kürt takılıyorlar. Nasıl ki Ermeniler, Rumlar resmen azınlıksa, böylece azınlık olmanın nimetleri kadar külfetlerine de katlanıyorlarsa, madem o kadar meraklılar, kürtler de resmen azınlık olacaklar, ve nüfus kağıtlarına, etnisiteleriyle yazılacaklar.

    Ancak, en önemli nokta, bunları, bunlar kentlere birbirlerinin aynısı kayık tiplerle dolduktan sonra görüp kürt yapan bizleriz. Bunlar yerlerinde, gorani, lurani, kurmançi gibi pek çok, dilleri birbirinden ayrı, birbirlerine husumetleri olan gruplar ve aşiretler halindeydiler. Hepsinin kimliğine grupları yazılacak, ve bu ayrımlar kemikleştirilecekler.

    Bundan sonra, yılanları birbirine sokturma sistemi devreye girer, "ağam şunlar senin topraklarına göz dikti, ağam senin oğlunu aha bunlar öldürdü" v.s. ve kürtler kendi aralarında her tür çatışmaya başlarlar. Yeter ki yapacak devlet otoritesi olsun. Ondan sonra seyredin yurtdışına göçleri, kaçkınları.

    Artı zaten en basta saydığım kürtlere karşı kitlesel Türk tepkisi, dolayısıyla kar kapılarının kapanması, musluklarının kesilmesi de kürtlerin kürt kalmaktaki çıkarlarını zarara döndürecek, ciddi bir kısmının Türkleşmesini, Kürt etiketini avanta kaynağı değil, başlarına gelebilecek en büyük bela olarak görmelerini sağlayacaktır. Yani zor oyunu bozar. Bunun tek çözümü budur.

    Ha, olmadı mı, o zaman bu yumurtalar tokuşur, kırılacak olanı kırılır. Kim sırpların yerinde, kim boşnakların yerinde olacak belli olur. Önemli olan bunun kürtler çoğunluğa geçmeden olması, böylece kimin hangi rolde olacağına onların değil bizim karar verebilmemizdir. Aksi takdirde, zamanı geldiğinde, rol paylaşımına karar verecek olan bizler değil Kürtler olacaktır ve bunu büyük zevkle yapacaklardır.

    Gerçekler acıdır ama gerçeklerden kaçış yoktur. Bu sorunun tatlılıkla çözümü yoktur çünkü kısaca, ortak çıkar paydası mevcut değildir. Mevcut olan, ırklararası bir varolma ve egemenlik savaşıdır. Nasıl ki doğadaki türler yer ve yiyecek sıkıntısı çektiğinde birbirleriyle mücadele eder, ve zayıf olan türler yok olur, Türkiye'de de olan budur.

    Son olarak bir ek: Türklerin en büyük dezavantajı da, bu yazıdan da bellidir. Sorunu sadece yüzeysel bir şekilde anlatmak, çözümünü anlatmaktan çok daha uzun sürdü, çünkü toplumun önemli kısmı hala Kürt sorununun gerçek boyutlarıyla farkında değil, çünkü ters yöndeki uyuşturucu ve yanıltıcı propaganda, ve Türk toplumunun daha önce olmadığı kadar açlıkla terbiye yöntemiyle sindirilmesi uğraşları Türk tarihinin bu en önemli sorununun çözümünü geciktiriyor, önüne set çekiyor. Durum her geçen gün kötüleşirken, bizler daha sorunu çözmeye değil, toplumu bir sorun olduğuna ikna etmeye çalışıyoruz. O yüzden de başka bir ülkede, benzer bir sorun olduğunda en sıradan adamın bile rahatlıkla sıralayabileceği çözümler, günümüz Türkiye şartlarında fantazi gibi geliyor, zira bu sorunun çözümünün en önemli noktası ilk başı ve biz o aşamadan, yani devletin , Türkçülüğün olması gerekli gördüğü kadar ileride bile olmayan, sadece her milli ülkede asgari olduğu kadar, normal bir milli savunma refleksine sahip olabilmesi aşamasından bile çok uzağız. Hatta kimi açılardan gittikçe artan bir uzaklıkta uzağız.

  3. #3
    -Baturhan- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    -Baturhan- isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi -Baturhan- is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    17
    Mesajlar
    56
    Rep Puanı
    33

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Bu kürtleri hemen gaz odasına tıkmak gerek yoksa işimiz vahim.
    Konu -Baturhan- tarafından (04-10-08 Saat 15:31:55 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    gazili_06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi gazili_06 is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    129
    Rep Puanı
    40

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Binlerce askerimizi pkk'ya karşı mücadeleler sonucu şehit verdik. Bunu vatanı savunmak için yaptık . Vatanı savunmak için bunca şehit verilirken vatanı satanlara ne denilmeli. Türkiyenin tek sorunu pkk değil akp zihniyetidir. Dağada kurşun sıkmakla sadece vata hayini olunmuyor. Atatürkün bırakmış olduğu mirasları tek tek satmak , Türk ekonomisini dışa bağımlı hale getirmekte vatan hayiniyle eş değer.

  5. #5
    İLKAĞAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Yaş
    44
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Ellerine geçen her fırsatta o paçavrayı açmalarına ifrit oluyorum.
    Birde kardeş sandığımız yandaşlarının sinsi sinsi neler yaptıklarını ne düşündüklerini duydukça nefretim kaça katlanıyor bir bilseniz.
    Bana ne derseniz deyin...... Kanında ruhunda ihanet olan,hain olan benim baş düşmanımdır.

  6. #6
    gazili_06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi gazili_06 is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    129
    Rep Puanı
    40

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Alıntı İLKAĞAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ellerine geçen her fırsatta o paçavrayı açmalarına ifrit oluyorum.
    Birde kardeş sandığımız yandaşlarının sinsi sinsi neler yaptıklarını ne düşündüklerini duydukça nefretim kaça katlanıyor bir bilseniz.
    Bana ne derseniz deyin...... Kanında ruhunda ihanet olan,hain olan benim baş düşmanımdır.
    Çok doğru söylemissin ülküdaşım . Kanında ruhunda ihanet olanın bu vatanda bırak yaşamayı , leşlerinin gömülmeye bile hakları yoktur .

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Alıntı İLKAĞAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kanında ruhunda ihanet olan,hain olan benim baş düşmanımdır.

    Kanında ruhunda ihanet olan,hain olan benim baş düşmanımdır. İmza..Tuncay Demirbaş..

  8. #8
    ZEYBEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ZEYBEK isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye ZEYBEK is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    İlkağan Kardeşim;
    Yazıyı kendin kaleme aldın değil mi? Bana öyle geldi çünkü. Epeyce zaman harcamış, tesbitlerde bulunmuşsun...
    Takviye edilmesi gerek. Ama önce sen mi yazdın bilmem lazım?
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!

  9. #9
    İLKAĞAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold İLKAĞAN is a splendid one to behold
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Yaş
    44
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    Alıntı ZEYBEK Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İlkağan Kardeşim;
    Yazıyı kendin kaleme aldın değil mi? Bana öyle geldi çünkü. Epeyce zaman harcamış, tesbitlerde bulunmuşsun...
    Takviye edilmesi gerek. Ama önce sen mi yazdın bilmem lazım?
    Hayır Hocam,ben yazmadım ama duygu ve düşüncelerimle o kadar örtüşüyorduki paylaşmadan edemedim.

    Bu kadar güzelmi anlatılırdı bu mesele?
    Ben ancak konuya yapılacak katılımlara ekleme yapabilirim,başka söz bırakmamış yazarı zaten...

  10. #10
    babakurt57 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu babakurt57 is a splendid one to behold babakurt57 is a splendid one to behold babakurt57 is a splendid one to behold babakurt57 is a splendid one to behold babakurt57 is a splendid one to behold babakurt57 is a splendid one to behold
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    1,112
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: TÜRKİYENİN TEK SORUNU KÜRTLERDİR.

    İLKAĞAN´isimli üyeden Alıntı
    Kanında ruhunda ihanet olan,hain olan benim baş düşmanımdır



    Kanında ruhunda ihanet olan, hain olan benim baş düşmanımdır.

    Babakurt57

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. TÜRKİYENİN GURURU MEHMETCİK - 1 TANITILDI
    Konuyu Açan: göktürk dokuztuglu, Forum: Kara Kuvvetleri Komutanlığı.
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 20-10-08, 18:29:33
  2. TÜRKİYENİN TTA (Taktik Tekerlekli araç)KABİLİYETİ
    Konuyu Açan: göktürk dokuztuglu, Forum: Kara Kuvvetleri Komutanlığı.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 19-10-08, 21:36:48
  3. BUNLARI AFİŞ YAPACAKSIN TÜRKİYENİN HER TARAFINA ASACAKSIN
    Konuyu Açan: sinan14, Forum: Siyasi Serbest Kürsü.
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 13-08-07, 11:36:32
  4. TÜRKİYENİN EN BÜYÜK ANKET SİTELERİNDEN BİRİ
    Konuyu Açan: kara pence, Forum: Kampanyalar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 31-05-07, 12:50:47
  5. kürt sorunu ile ilgili sorunu başbuğumuzdan dinleyin..
    Konuyu Açan: TURAN, Forum: Türkiye'nin Sorunları ve Çözümleri.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 14-03-07, 18:55:48

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280