TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN GÜVENCESİ KİMDİR?
Sevgili Ülküdaşlarım.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), herhangi bir ülkenin Silahlı Kuvvetleri gibi sıradan bir ordu değildir…
TSK, "Devlet-i Ebed Müddet Ülküsü"nün günümüzdeki canlı tezahürüdür. Bunu neden böyle söylediğimi merak edenler TSK'nın temel yapısını oluşturan Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak HANGİ TARİHİ KABUL ETMİŞ OLDUĞUNU bir araştırsınlar!..
TSK; 1299 yılında bağımsızlığını ilan ederek yeni bir devlet kurduğunu ilan etmiş bulunan Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinde çekilişi esnasında, o devletin kurucu unsurlarını yeniden organize ederek yeniden bir devleti, Türkiye devletini kuran gücün adıdır.
Bazıları diyebilir ki; “Türkiye Devletini kuran TBMM’idir.” Bu söz kısmen doğrudur. TBMM, yeni Türkiye Devletini kuran iradenin şekillendiği kutsal mekandır. Ama o TBMM’inin arkasındaki o iradeyi ortaya koyabilmek için dayandığı, yaslanması gereken GÜÇ, TSK’nın askeri gücü ve onun komutası altında kazanılmış olan şanlı İstiklâl Savaşı’dır.
Yunan bu topraklardan “İNGİLİZ veya AB-D MUHİPLERİ” ricacı oldukları için yahut Halifemiz Efendimiz (!) Sultan vahidettin buyruk verdiği için defolup gitmemiş, O zamanlar “KUVVA-YI MİLLİYE TERÖR ÖRGÜTÜ (!)” denilen kahramanların göğüslerini kurşunlara siper etmesi sonucu kolundan tutulup ATILMIŞTIR.
Mudanya Ateşkes Mütarekesi, Düşman savaşmaktan yorulduğu için değil, Düşman cephede TSK TARAFINDAN YENİLİP, YOK EDİLDİĞİ, PERİŞAN EDİLDİĞİ için imzalanmıştır…
Lozan Antlaşması, İtilaf Devletleri TBMM’i Hükümeti’ne acıdıkları veya ihsanda bulunmak istedikleri için değil, TSK’nın Anadolu’daki İngiliz, Fransız, Ermeni, Yunan ve İtalyan silahlı güçlerini sürerek zorla bu topraklardan çıkarttığı için imzalanmıştır. TSK'nın zaferi ve yeni Türk Devleti'nin bağımsızlığı tescillenmiştir.
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, çok yakışıklı veya çok mugalata ustası bir siyasetçi olduğu için değil, Türk İstiklâl Mücadelesinin kahraman ÖNDER’i ve Türk Milletinin yüce BAŞBUĞ’u olarak kabul edildiği için yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu ve 1’inci Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.
O İstiklâl Savaşı’nı veren Kumandanlar ve Kuvva-yı Milliye’nin sivil mücahitleri, sırf laf olsun diye değil, bu aziz ülkenin kelleyi koltuğu altına almış olan kurtarıcıları oldukları için aynı zamanda kurucuları da olmuşlardır.
Özet olarak; TSK, bu ülkeyi yeniden kuran GÜÇ’ün adıdır…
TSK; “saltanat”ı yani YÖNETME HAKKINI, OSMANLI hanedanının elinden çekip alan ve TÜRK MİLLETİ ADINA KULLANMAK ÜZERE TBMM’ine devreden GÜÇ’ün adıdır.
Evet… TÜRK MİLLETİ ADINA; Yasama Erk’i TBMM’i tarafından, Yürütme Erk’i o TBMM’nin seçtiği Cumhurbaşkanı ile TBMM’nin “Güven Oyu” verdiği Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından ve Yargı yetkisi ise Bağımsız ve Bağlantısız Türk Mahkemeleri tarafından kullanılacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik, Sosyal bir Hukuk Devleti olarak kalacaktır.
Egemenlik KAYITSIZ ve ŞARTSIZ Milletindir. Kısmen de olsa bu Egemenliğin BİR KISMI ya da TAMAMI MİLLETTEN BAŞKA HİÇBİR ORGAN veya ORGANİZASYON'a DEVREDİLEMEZ.
Türkiye Cumhuriyeti, Ülkesi ve Milleti ile BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜN olarak kalacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara, Dili Türkçe, Bayrağı kanunda ölçüleri belirlenmiş ay yıldızlı al bayrak olarak kalacaktır.
VE NİHAYET; Türkiye Cumhuriyeti, onu kuran kurucu gücün ve kurtarıcı BAŞBUĞ’u Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hedef gösterdiği “ÇAĞIN UYGARLIK SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKMA” ülküsünden ASLA ve KAT’A ayrılmayacaktır.
HİÇBİR ŞEYH, HALİFE, HOCAEFENDİ, TARİKAT, GRUP veya CEMAAT; arkalarına HANGİ SÜPER GÜCÜN YA DA GÜÇLERİN DESTEĞİNİ ALMIŞ OLURLARSA OLSUNLAR, bu ülkeyi yeniden BİR OSMANLI FEDERASYONU ya da KONFEDERASYONU YA-PA-MA-YA-CAK-LAR-DIR.
BUNUN GÜVENCESİ İSE BU ÜLKENİN KURUCU GÜCÜ OLAN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİDİR.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin Güvencesi”, bilmem hangi vilayete vali olabilmek için ya da bilmem hangi rütbeye terfi edebilmek için siyasetçilerin karşısında el pençe divan durup, padişah soytarılarını bile kıskandıracak kadar DALKAVUKLUK, yahut otomobil yağcılarını bile solda sıfır bırakacak kadar YAĞCILIKLA gününü akşam eden “F TİPİ” EMNİYET VE ASAYİŞ GÖREVLİLERİ değildir. Onlar olsa olsa SİYASETÇİ AĞABABALARININ GÜVENCESİ OLABİLİRLER. Onu da ne kadar olabilirler (!) o da ayrı bir konu!..
Bu ülkenin geçmişte ve gelecekteki TEK ve EN BÜYÜK GÜVENCESİ, Gücünü Yüce Türk Milletinin “Devlet-i Ebed Müddet Ülküsü”nden alan ve Türk Milletinin damıtılmış bir hülasası olan Türk Silahlı Kuvvetleridir.
Şu anda bu Gücün Komutanı olan ve bu ordunun değil AB-D Silahlı Kuvvetlerinin ONUR MADALYASI’nı taşıyan kişi idrakinde olsun ya da olmasın bu gerçek DEĞİŞMEYECEKTİR.
Bunun Kanıtı, 90 Yıl önce AMASYA’da yazılmış olan TAMİMDİR.
Merak edenler tekrar okusun!...
Herhangi bir zamanda; Türk Ordusu’nun Komutanlarının veya Karargahının TESLİM OLMASI yahut İHANET veya İŞBİRLİĞİ içinde bulunması, TSK’nın da TESLİM OLDUĞU veya İHANETİ KABULLENDİĞİ ANLAMINA GELMEZ.
Saygılarımla...
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
NOT: UNUTMUŞ OLANLARA VE UNUTMUŞ GİBİ GÖRÜNENLERE BİR KEZ DAHA HATIRLATMAK İÇİN BURAYA TAŞINMIŞTIR...
AMASYA TAMİMİ :
1- Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.
2- İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi âdeta yok olmuş göstermektedir.
3- Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4- Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
5- Anadolu'nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas'ta bir kongre toplanacaktır.
6- Bunun için her ilden milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir. Bu temsilciler, Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.
7- Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde, seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.
8- Doğu illeri için, 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivas'a gelebilirlerse; Erzurum Kongresi'nin üyeleri, Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket edecektir.
22 Haziran 1919/ Amasya
Amasya Tamimi’nin Orijinali
1-Vatanın tamamiyeti ve milletin istiklâli tehlikededir. Hükumet-i merkeziye, itilaf devletlerinin tesir ve murakabesi alanda bulunduğundan, deruhte ettiği mesuliyetin icabını ifa edememektedir. Bu hal milletimizi madun tanıtıyor. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin, hal ve vaziyetini derpiş etmek ve seda-yı hukukunu cihana işittirmek için, her türlü tesir ve murakabeden azade bir heyet-i milliyenin vücudu elzemdir. Bunun için bil muhabere her taraftan vaki olan teklif ve arzu-yu milli üzerine, anadolu'nun bilvücuh en emin mahalli olan Sivas’ta milli bir kongrenin serian inikadı takarrür etmiştir. Bu maksatla, tekmil vilayat-ı osmaniyenin, her livasından, fırka ihtilafatı dikkat nazarına alınmaksızın, muktedir ve milletin itimadına mazhar, üç kadar zatın süratle yola çıkarılması icap etmektedir. Her ihtimale karşı, bunun bir milli sır halinde tutularak dağdağaya mahal verilmemesi ve lüzum görülen mahallerde seyahatin mütenekkiren icrası.
2-Doğu vilayetleri namına 10 temmuz'da Erzurum’da toplanması mukarrer kongre için, mezkur vilayetlerin müdafaa-i hukuk-ı milliye ve redd-i ilhak cemiyetlerinden müntehap azalar, zaten Erzurum’a müteveccihen yola çıkarılmışlardır. o vakte kadar vilayat-ı sairemizin murahhastan da Sivas’a vasıl olabileceklerinden, Erzurum kongresinin azası, tensip edeceği zamanda, umumi toplantıya iştirak etmek üzere, Sivas’a hareket edecektir.
3-Yukarıdaki mevada göre murahhaslar, müdafaa-i hukuk ve redd-i ilhak cemiyetleri ve belediyeler tarafından ve sair suretlerle intihab edilecektir.
4-Bu mukarreratın tatbikatına, 3. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, esbak bahriye nazın Hüseyin Rauf, Bey, 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, 13. Kolordu Kumandan Vekili Miralay Cevdet ve 3. Kolordu Kumandanı Miralay Refet Bey, Canik Mutasarrıfı Hamit Bey, 2. Ordu Müfettişi Ferik Cemal Paşa, 12. kolordu kumandanı Miralay Selahattin Bey, 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuad Paşa, Bursa'da 17. Kolordu Kumandanı Miralay Bekir Sami Bey, Edirne’de Kolordu Kumandanı Miralay Cafer Tayyar Bey ve diğer bazı mülki ve askeri mühim zevat tarafından çalışılacaktır. Bundan başka esbak Müşir Ahmed İzzet Paşa, Nafia Nazırı Ferid Bey ve Ayan Azasından Ahmed Rıza Bey gibi zevatın fikir ve mütalaaları alınacaktır.
5-Redd-i İlhak ve Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye cemiyetlerinin verecekleri telgrafların yalnız telgrafhanelerde kabul edilerek çekilmemesi, Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğü'nden tamim edilmiştir. Bu husus suret-i katiyede reddilerek muhaberatın behemehal serbestçe temini için tezahüratta bulunularak muhaberat temin edilecek ve temin edilinceye kadar tezahürata devam olunacaktır.
6-Teşkilat-ı Askeriye ve milliye, hiçbir suretle ilga edilmeyecektir. Kumanda, hiçbir suretle terk ve ahara tevdi olunmayacaktır. Vatanın herhangi bir tarafından yeniden vaki olacak düşman işgal herakatı, umum orduyu alakadar edecek ve hasıl olan vaziyete nazaran müdafaa-i memlekete müştereken tevessül olunacaktır. Bu sebeple, kumandanlar derhal birbirlerini haberdar edeceklerdir. Esliha ve mühimmat katiyyen elden çıkarılmayacaktır.
Ergenekon'dan çıkmamızda kılavuz olan BOZKURT,Türklüğün Anadolu topraklarındaki yeni devletinin kuruluşunu ifade etsin
BAŞBUĞ ATATÜRK
Bu Konuyu Paylaşın !