Siz kimin hükümetisiniz?Tekel işçilerinin derdi aldıkları para değil, bunu artık hepimiz öğrendik. Maya Arakon yazdı.
TEKEL işçilerinin direnişi 52 gündür devam ediyor. Başbakan ve hükümet
temsilcileri, bu direnişin sesini ancak 46. gününde duydular. O da işçilere destek veren halk ve bir kısım medya sayesinde.
Yani bir tür “toplumsal baskı” sonucunda, nihayet “duymazdan gelme” politikasına devam edemediler. Tekel işçilerinin ne istediğini artık bütün Türkiye biliyor. Onlar sadece özlük haklarını istemekte. Emekli olabilmek, işçi statüsünde hiçbir sosyal güvence olmaksızın köle gibi başka şirketlere gönderilmemek, bu özlük haklarının başında geliyor. Bakmayın Başbakan dahil birtakım demagogların “Memlekette 3 milyonu aşkın işsiz varken bunlar aldıkları parayı beğenmiyorlar” şeklindeki safsatalarına.
Tekel işçilerinin derdi aldıkları para değil, bunu artık hepimiz öğrendik. Kaldı ki
aldıkları ücret tek sorunları olsaydı dahi, yirmi sene çalıştıktan sonra ayda 1200 TL maaşla bu devirde dört kişilik ailesini geçindirme konusunda sıkıntı çektikleri için de herhalde onlara kızamazdık.
Kızanlar varsa kendilerine aynı deneyimi yaşamalarını tavsiye ediyorum. Bakalım ay sonunu nasıl getirecekler?
Ancak bu Tekel direnişi sırasında ortaya çıkan çok ilginç bir başka tablo var.
Başbakanımız, “Bir ay süreleri var, sabrımızı taşırmasınlar!” buyurmuş.
Tekel işçilerinin direnişinin yasal olmadığını söylemiş. Oysa sendikal haklar ve grev hakkı, Anayasamızın 45 ile 55. maddelerinde tanımlanmış gayet yasal haklardır. Son zamanlarda zaten memleketin üst düzey yetkililerinin arasında sabrı taşan taşana. Nedense pek bir tehdit hali var herkeste. Önce Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ çıkıp “TSK’nın da bir sabrı var” dedi, şimdi de Başbakan çıkıp “Sabrımızı taşırmasınlar” diyor.
İster istemez insanın aklına geliyor elbette: Sabırlar taşarsa ne olur peki? Bu
bitmeyen daimi tehdit havası, bu sürekli tepemizde sallanan işaret parmakları, bu halkına azarlanacak çocuk muamelesi yapan zihniyet, acaba ne zaman bu halkın aslında hükümetleri o koltuklara getiren gücün bizzat kendisi olduğunu anlayacak?
Bütün bunların ötesinde, iktidar partisinde son zamanlarda göze çarpan aşırı bir vurdum duymazlık havası da sezilmekte. Bu yaklaşım Başbakan’ın, “Bizi buraya Tekel işçileri getirmedi, halk getirdi” sözlerinden de gayet net anlaşılıyor. Kimbilir belki birilerinin Başbakan’a, Tekel işçilerinin uzaydan
gelmediğini, kendisinin kastettiği “halk”ın aslında tam da bu işçilerden,
memurlardan, emekçilerden, öğrencilerden, köylülerden, emeklilerden ve milyonlarca işsizden oluştuğunu hatırlatması gerekiyordur. Her fırsatta
“mağdur”u oynayan ve bundan da siyasi anlamda büyük rant sağlayan bu
zihniyete, sadece türbanlı kızların değil, yukarıda saydığım ve evine ekmek
götürebilmek için 52 gündür soğukla, copla, tazyikli suyla mücadele ederek
açlık grevi yapan bu insanların da mağdur olduğunu hatırlatmakta fayda
vardır. İşçi ve emekçileri pek de sevmediğini ve Türk sağının teamüllerine uygun olarak kapitalist kesime yakın durmayı tercih ettiğini her fırsatta
ispatlayan hükümet, bir zamanlar sadece şiir okuduğu için mahkûm edilen
Başbakan’ın ağzından kendini “bu ülkenin zencisi” ilan ederken, “mağdur”
kavramının tapusunu de herhalde sadece başörtülü kızlara ve kendine endekslemiş olsa gerek!
Kendilerini iktidara kimin taşıdığı hakkında bizimkinden oldukça farklı bir
görüşe sahip olduğunu anladığımız Başbakan Erdoğan’a sormak isterim: Her
biriyle ayrı ayrı sorun yaşadığınız ve hiçbirinin demokratik, sosyal ve sendikal
haklarını tanımaya yanaşmadığınız işçiler, emekçiler, köylüler, memurlar
değilse, sizi iktidara kim taşıdı Sayın Başbakan?
Siz kimin hükümetisiniz?
Siz kimin hükümetisiniz? - GÜNDEM - HABERTÜRK - Türkiye'nin En Büyük İnternet Gazetesi


LinkBack URL
About LinkBacks
TEKEL işçilerinin direnişi 52 gündür devam ediyor. Başbakan ve hükümet
Alıntı ile Cevapla


Bu Konuyu Paylaşın !