"Milliyetçi Forum" forum üyeleri ile aşağıdaki iletişim kanalı ile iletişim kuracaktır.
E-posta Adresi:
+ Konuyu Cevapla
Toplam 3 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 1 2 3
Toplam 29 sonuçtan 21 ile 29 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

  1. #21
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1,345
    Rep Puanı
    191

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Öncelikle böyle bir çalışma yapıldığı için konuya dahil olan bütün arkadaşları canı gönülden kutlarım hepsinin yüreğine sağlık.

    Günümüzde Özellikle Ülkemizde Kızıl Komünizim tehlikesi geçmiş onun yerini ''YEŞİL KOMÜNİZM''adı altında telaffuz edilmeye başlanan bir düşünce sistemi uygulamaya geçmiştir.Esasında bu düşüncenin altındada Emperyalist ülkelerin olduğu hepimiz tarafından bilinen bir gerçekliktir.

    Dünyayı hegemonyası altına almaya çalışan güçler ve özellikle bana göre siyonist düşüncenin ürünü olan ve önceleri bir EKONOMİK model olarak ortaya çıkmış sonra Dünyadaki savaşların temelini oluşturan Kominzim ve kapitalizm gibi düşüncelerden ülkemizde çokca etkilenmiş ve bu etki ülkemizi nerdeyse bölmeye götürecekken ÜLKÜCÜ(Bu uğurda can veren Şehitlerimizin Aziz Ruhları Şad olsun) hareket buna dur demiştir ve Bu sapıklığı büyük ölçüde bertaraf etmiştir.

    Türk Milletinin gerek Kültürü gerek Coğrafyası ve gerek Tarihi ülkemizde Komünizm ile mücadelede etkin bir rol üslenmiş ve bu çirkinliğe geçit vermemiştir.

    Ama bugün günümüzde ve Ülkemizde Yeşil Komünizmle mücade etmek sanılanın aksine hiç de kolay olmayacaktır.Çünkü Milletimizin yaşamı boyunca vazgeçemeyeceği iki unsur var ki bunlar DİN ve VATAN.

    Son yıllarda özellikle Egemen güçlerden İCAZET alıp bugün ülkeyi yönetenler DİN olgusunu iyi kullanıp bunu heralanda sömürü aracı olarak kullanmakta hiç bir sakınca görmemişlerdir.

    Ülkeyi yönetenler ve onların çanakcıları aynı sosyalizm gibi insanları kandırmak ve kendi düşünce sistemlerine BİAT ettirmek için Ağızlara Bal çalarcasına kullandığı ''DEMOKRASİ ''İNSAN HAKLARI'' ''ÖZGÜRLÜKLER'' ''HALKLARI KARDEŞLİĞİ'' SOSYAL ADALET'' gibi kavramlarla ''DİN'' olgusunu harmanla***** ortaya YEŞİL KOMÜNİZM çıkarmışlardır.

    Bunlarla mücadelenin yolu ''FİKİR'' üstünlüğüdür bunuda yapabilmek için Türk Mİlletinin CEHALETTEN kurtulması gerekmektedir.Bunun yoluda EĞİTİMDİR.ama ne yazak ki ülkedeki EĞİTİM sistemide YEŞİL KOMÜNİZM'in etkisine ve gücüne dahil olmuştur.

    Onun içindir ki bununla mücadelede MİLLİ ÜLKÜ ve MİLLİ ŞUUR Sahibi doğuştan kabiliyetli İDARECİLERE ihtiyaç vardır.
    "Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır." Başbuğ Atatürk

  2. #22
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Sosyalizm, sosyal adalet demek değildir. İsimleri benziyorsa da, bir birinden başka, büsbütün ayrıdırlar. İman ile küfür gibidirler. Yani, birinin bulunduğu yerde, öteki bulunamaz.

    Sosyalizm, ferdi mülkiyyet düşmanlığı, bütün istihsal vasıtalarının ve ticaretin devletleştirilmesi, diktatör idarenin kurulması,milliyet düşmanlığı, din düşmanlığı, bütün çalışanların işci, ırgad haline sokulması, din, tarih, millet, vatan ve devlet düşüncülerinin yok edilmesidir. Ferdin ölmiyecek kadar kabul edilen, çok az yiyecek, giyecek, ve ev eşyasından ve bir iki odadan başka, bütün gelir ve kazançları elinden alınır. Böylece, insanlar, her çeşit teşebbüs, rekabet, buluş, inanış dan mahrum bırakılır. Bütün kabiliyyetleri ve şahsiyyetleri söndürülür. Zalim, mehrametsiz olan tek bir merkezden, gücü gidinciye kadar çalıştırılır.

    Sosyalizm, kızıl ve sarı emperyalizmin diktadörlüklerine maske ve alet olmuşdur. Sosyalizmi belirten yukarıdaki işlerden bir veya bir kaçı değişik yapılır veye hiç yapılmazsa, buna (Nasyonal sosyalizm)denir. Hepsi, işkenceyle kıyasaya yapılınca(İhtilalcı sosyalizm) veya (kominizm) denir. Sosyalizm ve kominizm kelimeleri, imkan felsefesinin adı ve soy adı gibidirler.
    Her ikisi de, insanı madde ile nefsin arzularına tapdırmaktadır. Allahü teala'dan ve kendi ruhlarından, vicdanlarında, habersiz bırakarak, hayvan gibi boğaz tokluğuna yaşatmakdadır. İdareci, diktacı azınlık ise, kudurmuş köpekler gibi, kahpece öldürmektedirler. Rusya ve Çin de, milyonlarca insan öldürdüler.

    Komunizm gaddar ve barbar olduğu kadar, sinsi, aldatıcı ve bulaşıcıdır. Kurnaz medotlarla usanmadan, yılmadan, şeytan inadı ile çalışır. Mühtelif kılıflara büründüğü gibi, hedef tuttuğu muhitinde zayıf ve kopması kolay olan cihetlerinden de istifade etmesini bilir. Izdırap ve sefaletleri isitismar ederek, kışkırtıcı uslubuyle içtimai nizamı bozarak sınıf kavgasına yol açar. Örümcek ağı gibi casusuluk ve poropaganda şebekeleri kurar... Aşağı karakterli, düşük kaliteli soysuz insanları para ile kolayca kızıl ağına düşürür..Sonra, ölüm ile tehdit ederek bunlara her kötülüğü yaptırır..Onlardan son derece istifade etmesiyle, hedefini içinden çürütüp, yıkmakda şeytani ince sanata vakıftır..

    Bir kere onun korkunç pençesinin altına düşmüş bir memleket için kurtuluş çaresi yoktur..Kanser hastalığı fert hayatı için ne kadar korkunç ve tehlikeli ise, komunizm de, bir memleket, bir millet için, o kadar tehlikeli siyasi bir felakettir..

    Komunizm, ister sosyalizm, ister sosyal adalet istese sosyal eşitlik klılığına bürünsün, istediği kadar yaldızlı, yalan propagandalar yapsın, komunizm her yerde ve her anda kendisini belli eden hürriyet düşmanı bir rejimdir..Milliyetsiz, dinsiz, merhametsiz, zalim bir azınlık diktatörlüğüdür..Bunun için milliyetçiliğin ve İslamiyet'in amansız düşmanıdır...

    ABD' de çıkan ekonomik kriz, Avrupa ve tüm Dünyayı sarıp vahşi kapitalizm çöküş sürecine girmiştir..Şimdi bu süreç sırasında, bu fırsatı ganimet bilen marksist ve komunistler ağızlarından salyalar akarak marksizm ve komunizm propagandası yapmaya başladılar..Kapitalizm öldü, yaşasın "yeniden komunizm" demeye başladılar..İşte tüm bu oyunlara düşmemek için komunizmi iyi okuyup anlamamız gerekiyor...Bizim içim tek ideoloji, tek kurtuluş yolu, Türk milliyetçiliği ideolojisidir.. Uygulanması gereken , devlet politikamız ise, Tam milli bir ekonomik sistem ve tam milli bir dış ve iç siyaset uygulamasına geçmektir..Yani, Başbuğ Atatürk'ün bıraktığı yerden devam etmek..

    Tuncay Demirbaş
    Konu TUNÇ_TÜRK tarafından (18-10-08 Saat 17:19:44 ) değiştirilmiştir.

  3. #23
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    35
    Rep Puanı
    47

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Milliyetçiliğin düşmanı sadece komunizm değildir. Komunizm şu anda gündemdışıdır ve düşman kılık değiştirmiştir. Yeni düşman dincilik ve kapitalizmdir. Millet var oldukça milliyetçilik düşmanı akımlar olacaktır. Uyanık olmamız gereklidir.

  4. #24
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Alıntı TolonPaşa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Milliyetçiliğin düşmanı sadece komunizm değildir. Komunizm şu anda gündemdışıdır ve düşman kılık değiştirmiştir. Yeni düşman dincilik ve kapitalizmdir. Millet var oldukça milliyetçilik düşmanı akımlar olacaktır. Uyanık olmamız gereklidir.
    Tolon Paşa ülküdaşım, haklı olarak milliyetçiliğin düşmanı sadece komunizm değildir demiş..Doğrudur, günümüzde milliyetçiliğin en etkin düşmanı" HAÇLI ÜRETMİ" SİYASAL İSLAMDIR...Fakat milliyetçiliğin bu iki büyük düşmanı aslında hep kol kola olmuştur...Aşağıda ki makaleyi gereği üzere tekrar yayınlıyorum..Yayınlayalım ki, milliyetçiliğin bu iki baş düşmanı iyi bilinsin..


    SOL'UN YERİNİ SİYASAL İSLAMCILAR ALDI VE BÜTÜN DÜŞMANLAR BİRLEŞTİ

    Türkiye'de yapılan son yerel seçimler sonrasında önceleri hayret ettiğim birşey oldu. Solcu partiler erimiş, dolayısıyla sol oylar yok olmuş. Peki bugüne kadar en azından yüzde yirmi olduğu iddia edilen bu sol oylar nereye gitti? Sonradan düşününce durumu anladım.

    Hemen cevabını vereyim, son yerel seçimlerde sol oylar akp'ye gitti. Bu çoğuna garip gelebilir, solculuk ile din istismarcıları yada siyasal ümmetçilik birbiriyle ayrı kulvarlarda olan iki farklı ideoloji gibi gözüküyor ama aslında durum gerçekte böyle değil. Bunu anlayabilmek için sol ile siyasal ümmetçiliğin yapısını incelememiz lazım.

    Sol denilen grubun en belirgin özelliği beynelminelci olmasıdır. Yani sol milliyeti inkar eder, dünyadaki bütün insanları eşit ve kardeş sayar. Afrika'daki zenci bir yamyam ile, sarı suratlı afyonkeş bir Çinli ile, ya da herhangi bir milletten herhangi bir kişi ile, asil bir Türk evladı onlara göre eşit ve kardeştir(!) Bu yüzden insan hakları adı altında etnik döküntülerin haklarını savunurlar, demokrasi denilen kavramı da amaçlarına ulaşabilmek için bir araç olarak kullanırlar.

    Burada konumuz dışına çıkarak sol hakkında bir parantez açmak istiyorum. Sol denilen bu milliyetsiz beynelminelci grup her nedense Amerika Irak'ı işgal ettiği zaman "Iraklı kardeşlerine kurşun sıkma" diye afişler asarken, doğu Türkistan'daki soydaşlarımıza yapılan Çin zulmü karşısında, batı Trakya'daki soydaşlarımıza yapılan haksızlıklar karşısında hiç seslerini çıkarmazlar. PKK'lı bir terörist hapse atılsa teröristin haklarını savunan bu grup, bir Türk askeri şehit olduğunda sesini çıkarmaz. Bu grup Rusya'nın Türk Cumhuriyetleri'ndeki ve Rumların Kıbrıs'taki Türklere yaptığı zulümlere de sesini çıkarmamıştı. Halbuki Kıbrıs'ın satılması söz konusu olduğunda EVET demekten utanmıyorlar. Birinin ar damarı çatlamaya görsün(!) Her nedense sol denilen bu milliyetsiz grubun kardeşlik anlayışı hep Türkler dışındaki kişileri kapsıyor, Türkler bu kapsama hiç girmiyor.

    Şimdi siyasal ümmetçiliği ve dinden geçinenleri ele alalım. İkisine birden biz yobazlık, gericilik ya da irtica diyoruz. Yani kökenleri, kültürleri, dilleri, milli ülküleri farklı, birbirleriyle hiçbir bağı olmayan hatta birbirinin düşmanı olan farklı milletleri birbirinin kardeşi sayma ideolojisidir.

    Siyasal ümmetçiler için de bir paragraf açmak istiyorum. Biz Türkçüler kimsenin dini inancına karışmayız, çünkü kendimizde böyle bir hak görmeyiz, hiçbir dini övmez yada kötülemeyiz, herkesin inancına saygı gösterir ve asla sorgulamayız. Çünkü inancın yaptırımı olmaz, herkes inancında hürdür. Kısacası insanları dinlerine göre değil soylarına göre ayırırız. Halbuki siyasal ümmetçiler kendilerini Tanrı'nın yerine ko***** insanların amellerini yorumlar, imanlarını ölçerler(!) İnsanların dini duygularını sömürerek oy avcılığı yaparlar. Türkçüler ise kesinlikle Tanrı ile kul arasına girmezler.

    Siyasal ümmetçiliğin ve gizliden gizliye bir din bezirgancılığının bugünkü temsilcisi olan Amerikan Köpegi partisi'ye bir göz atalım. Amerikan Köpegi partisi'nin de benimsediği temel fikir milliyetin inkar edilmesidir. Akp de kürtlerin, lazların, çerkezlerin, ve tüm etnik döküntülerin kardeşliğinden bahseder, bir çöl bedevisiyle bir Türk evladını kardeş kabul eder. Ayrıca Amerikan Köpegi partisi de sol grubun kullandığı gibi amacına ulaşabilmek için demokrasiyi bir araç olarak kullanmaktadır. Amerikan Köpegi partisi de sol gruplar gibi bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'ni, Atatürkçülüğü ve Türk ırkını hazmedememektedir. Amerikan Köpegi partisi de sol gruplar gibi teslimiyetçidir. Amerikan Köpegi partisi de sol gruplar gibi Kıbrıs'ın satılmasına EVET demektedir.

    Sol ideoloji de siyasal ümmetçiler gibi milliyeti inkar ediyor, sık sık eşitlik, kardeşlik, insan hakları, özgürlük gibi aldatmacaları kullanıyor ve siyasal ümmetçiler gibi bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nden, Türk ırkının varlığından rahatsızdır, siyasal ümmetçiler gibi benzer amaçlara sahiptir ve bunun için DEMOKRASİ denen aracı kendine anahtar yapmıştır.

    İşte "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla hareket eden ve ortak kavramları kullanan sol kesim bu yüzden Amerikan Köpegi partisi'ye kaymıştır. Yani kısacası sol'un yerini şeriat almıştır.

    Bakın Nihal Atsız "Sağcı Kimdir?" adlı makalesinde ne diyor:

    "Dincilik ve siyasî ümmetçilik, Türklüğü ikinci plâna itmek veya saymamak olduğundan milliyetçiliğe aykırı yahut düşmandır. Bu bakımdan dinciler, siyasî ümmetçiler , hilâfetçiler “Sağcı” olamazlar. Siyasî ümmetçiler, İslâm beynelmileli düşüncesinde olup Türklüğü İslâm topluluğu içinde eritmek malihülyasına kapılmış olduklarından beynelmilelcidirler ve her beynelmilelci gibi soldurlar."

    Nihal Atsız 1968'de "dinciler ve siyasal ümmetçiler sol'dur" diyordu, 2004 yılında da görüyoruz ki sol, siyasal ümmetçilik ile birleşmiştir. Buna batı desteğinin eklenmesi ve etnik döküntülerin katılması ile de BÜTÜN DÜŞMANLARIMIZ BİR ORDU olmuştur.

    Ne kadar ilginçtir ki eski komünistler, şimdi dinci Eskiden Che'ler özgürlük savaşçısı olarak görülürdü, şimdi ise Ladin'ler. Yani kısacası Ladin'ler Che'lerin yerini aldı.

    Örneğin kürtlerden örnek verelim. Önceden dinci kürtler ayrıydı, bunlar tarikatlarda ve milli görüş teşkilatlarında bulunurdu. Komünist kürtler ayrıydı, bunlar sol örgütlerde ve sol partilerde bulunurdu, bir de Avrupa'nın desteklediği kürtçü kürtler yani Dehap'lı ve PKK'lı kürtler vardı.

    Şimdi ise komünist kürtler de akp'de, dinci kürtler de akp'de, PKK'lı kürtler de akp'de, Dehap'lı kürtler de akp'de, solcular da akp'de, mandacılar da akp'de, tüm Atatürk düşmanları, Türklüğü hazmedemeyen herkes akp'de. Kısacası bütün düşman çeşitleri akp'de. Bir de hayatta sadece midesi ile cebini düşünen gafiller akp'de.

    Zaten bir kürt olan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik kendi ağzıyla itiraf etti:

    "Dehap'ın yerini biz aldık, Dehap oyları bize geldi, artık Dehap'ın temsil ettiği bölgeleri biz temsil ediyoruz" dedi. Türkiye'nin Milli(!) Eğitim Bakanının Kürt olması da ayrı bir tartışma konusudur.

    Genel başkanı gayri Türk olan bir partiden aksini beklemek komik olurdu. Üstelik bu kişi "papaz elbisesi bile giyerim" diyecek bir zihniyete sahipse.

    Biz hep "BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU" dedik, ama ne yazık ki olamadık, fakat sonunda "BÜTÜN DÜŞMANLARIMIZ BİR ORDU" haline geldi. Kürt + din bezirganı+ sol + emperyalist batı = akp (Arap Kürt Partisi) oldu.

    Evet, akp'nin matematiksel formülü budur: Kürt + din bezirganı + sol + emperyalist batı = akp (Arap Kürt Partisi)

    Anlayacağınız akp hem kürtçü bir parti, hem dinci bir parti, hem mandacı bir parti, hem de solcu bir parti.

    Türk denilen üstün ırkın karşısında düşmanlarımızın tek tek tutunması imkansızdı, bunu anlayan düşmanlarımız bir virüsün sürekli kendini yenileyip güçlenmesi gibi yıldan yıla kendini değiştirmiş, yenilemiş, koşullara göre kendisini ayarlamış ve karşımıza birleşerek en güçlü şekilde çıkmıştır ve Türk'e düşmanlık yaparken her kavramı kullanmaktan çekinmemektedirler: Eşitlik, özgürlük, insan hakları, kardeşlik, barış, AB ve DEMOKRASİ aldatmacalarıyla herkesi uyutmaktadırlar.

    Bu kavramlardan birkaçına kısaca değinmek istiyorum. Öncelikle, ırklar arasında eşitlik yoktur, her ırkın tarihi, kültürü, fiziksel ve manevi özellikleri, genetik yapısı ve milli ülküsü farklıdır. Bir arap, bir çinli, bir zenci, bir Türk yan yana konursa aralarında bir eşitliğin olmadığı kesinlikle görülür. Herkesi eşit saymak üstün olana karşı adaletsizlik ve haksızlıktır. Türk ırkı ise üstünlüğünü tarihin her döneminde kanıtlamış ve daha da kanıtlayacaktır.

    Özgürlüğün, hakların ise sınırları ve şartları vardır, hiç bir etnik döküntünün Türk'ün yüzyıllarca oluk oluk kan akıtarak vatanlaştırdığı bu topraklar üzerinde Türklüğe düşmanlık yapma hak ve özgürlüğü yoktur, Türkiye Türklerindir.

    Barış ise bir ana kadar geçerlidir, haklarımıza karşı bir saldırı olduğu zaman barış düşmana teslim olmak demektir. bu yüzden savaşın kaçınılmaz olduğu durumlarda barış yok olmayı kabullenmektir. Bunu da biz kabul edemeyiz.

    Demokrasi ise içlerinde en tehlikeli olanıdır çünkü lastik gibi olan bu kavram nereye uzatsan oraya gidiyor. Bu kavram arkasına sığınıp istediğin her alçaklığı yapabiliyorsun. Tıpkı Irak'a demokrasi götüren(!) ABD gibi. Tıpkı muhafazakar demokrat(!)akp gibi.

    Son olarak şunu belirtmek istiyorum:

    Biz bu toprakları oluk oluk kan akıtarak aldık, yedi cihana karşı milyonlarca şehit verdik, vatanlaştırdık. Biz Türk adını tarihe kanla yazdık.

    Evet tekrar ediyorum, biz Türk adını tarihe kanla yazdık, bu kan kutsal bir kandır, kimsenin silmeye gücü yetmez.



    Özkan Bostancı

  5. #25
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Komunist kafalar yıllardır Türk milletine Kemalist ve Atatürkçü kisvesi ve maskesi altında, marksizim poropagandası yaparak sosyalist, komunist rusya'nın mandası altına Türkiye'yi sokmak istemişlerdir..

    Başbuğ ATATÜRK ne demişti. YA İSTİKLAL YA ÖLÜM !
    Ama 1938'den beri "İSTİKLAL'in tek alternatifinin ÖLÜM olduğunu" dile
    getiren TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ideolojisinden başka Rahmetli Türkeş haricinde bir tek lider ve bir tek devlet başkanına rastlamadık.

    Komünizm ideolojinizmi Türkiye'ye tam bağımsızlığı getirecek? güldürmeyiniz bizi. Komünizmin felsefesi Dini ve milliyeti yok sa***** insanların özgürlüğünün elinden alıp köleştirerek sömürmek değilmidir? Hem Türkiye'yi ucu yabancı olan bir ideolojimi tam bağımsızlığına mı kavuşturacaktır?

    İstiklal ve Hürriyet YABANCILARA KARŞIDIR!..ONLARDAN BAĞIMSIZ OLMAK demektir.. Bizim cibilliyetsiz politikacılar ve aydınlar, hep kendi öz
    DEVLET'lerine karşı kazanılmış uyduruk "hürriyet"ten bahsederler. Sanki esas düşman oymuş gibi! Bu yolla yabancılara uşaklık ettiklerini gizlemek isterler.

    Yine ATATÜRK diyor ki, "Bizim üstlendiğimiz görevin özü, temeli TAM
    İSTİKLAL'i sağlamaktır!".Demek ki, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİ TAM İSTİKLAL'dir. Mandacılık, uşaklık, taklitçilik, yamanma, çanak yalama komünizm, kapitalizm, faşizm değildir.

    Onun içindir ki biz, TÜRK MİLLETİ'ni kendisinden başkasına bel bağlamış hale getirmeye çalışanların hiç birini, ATATÜRKÇÜ saymayız. Çünkü onlar konunun RUH'una vakıf değildirler. ATATÜRKÇÜ'lüğün İSTİKLAL ile başlayıp İSTİKLAL ile bittiğini farkedememişlerdir.

    BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NUTUKTA NELER DEMİŞ PEKİ?..

    Ben, yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım... Bu sebeple MİLLİ İSTİKLAL bence bir HAYAT MESELESİDİR!..(24.1.1921)

    HÜRRİYET ve İSTİKLAL benim karakterimdir!.. (1921)

    TÜRK esarete asla tahammül edemiyen, hür doğmuş ve hür yaşamış olan bir
    millettir... TÜRK HÜRRİYET VE İRADESİNİ KİMSEYE VERMEZ!..

    TÜRK MİLLETÇİLİĞİ, terakki ve inkişaf yolunda ve beynelmilel temas ve
    münasebetlerinde bütün MUASIR MİLLETLERE MUVAZİ ve onlarla bir ahenkte YÜRÜMEKLE BERABER; TÜRK içtimai heyetinin HUSUSİ SECİYELERİNİ, başlı başına MÜSTAKİL HÜVİYETİNİ MAHFUZ TUTMAKTADIR!..

    BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



    Atatürk, Türk Milleti'ne TAM İSTİKLAL'den başkasını layık görmez. Ne Küçük Amerika,Büyük Türkiye" palavraları, ne "zenginlik-refah" vaatleri... ne "demokrasi-insan hakları" teraneleri... ne "sosyalizm, komünizm iddiaları. ne de "sivil toplum-temiz toplum" hayalleri İSTİKLAL'in bedeli olamaz.TAM İSTİKLAL, ANCAK ÖLÜM İLE DEĞİŞ TOKUŞ EDİLEBİLİR.

    Çünkü Türk Mİilleti, başkalarında olmayan bir Haysiyet, İzzeti nefiz
    ve Kabiliyet'in sahibidir!.. Yüce Türk Milleti fakir kalabilir, başkalarından soyutlanabilir, saldırıya uğrayabilir, ama bunlar İSTİKLAL'inden vazgeçmesi için sebep değildir. Bunlar son 1500 yılda pek çok kere başına gelmiş, TÜRK diyar diyar dolaşmak zorunda kalmış, ama bir kere dahi boyun eğmemişti

    Burada, bizden görünüp te "demokratik yol, siyasi çözüm, uluslararası anlaşmalar" gibi ifadeleri geveliyerek, değil şimdiki MİSAK-I MİLLİ'yi korumak Kıbrıs'tan ve Güneydoğu Anadoludan vazgeçmeye, Ege'de kayalık ve adacıklarımızı "tartışma"ya hazır olanlara, hatta İstanbul ve Boğazlar'ı "özerk" yapıp TÜRKİYE'den koparmak istiyenlere bir ikazda bulunmakta fayda var.

    Bre soysuzlar, Bre kansızlar, Bu ihanetten vazgeçin!.. Hele ki, bunları söylerken sözde "Atatürkçü" "Kemalist" görünmeyi terkedin. Eğer siz ATATÜRK devrinde yaşasaydınız, veya ATATÜRK bugün hayatta olsaydı; kendinizi VATAN HAİNİ olarak darağacında bulurdunuz!..
    Konu TUNÇ_TÜRK tarafından (18-10-08 Saat 18:08:26 ) değiştirilmiştir.

  6. #26
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Üstadım;
    Hem Özkan Bostancı'dan alıntıyı, hemde altındaki yazınızı zevkle okudum...Tavsiye ederim herkes okusun.
    Özkan Bostancı Beyefendiyle bir yerlerde kesiştiğimzi görmekte hoşuma gitti. Artık yaşanan sorunlara konulan teşhislerde ortak paydalar oluşmaya başladı. Bu anlamda düşüncelerime destek buldum, sevindim...
    Burada dikkat çeken yan şudur...:
    1- Türk Düşmanları, Türk'ün vatanında gözü olanlar birleşmiştir...Bunlar ;A) Dincilik kisvesi altında Türkiye Cumhuriyetini yıkmak, siyasal İslamın şartlarını dayatacağı yeni bir rejimi hayata geçirmek isteyenler, B) Devleti yıkmak, marksist ideoloji doğrultusunda sınıf temeline dayalı yeni bir devlet kurmak isteyenler, C)Bölücüler- Teröristler-yıkıcılar Ç)Emperyalist emeller peşinde koşan dış güçler...
    Bu dört gurup şu anda ittifak halindedirler. Ben bunları aslında üçe indirmiştim. Çünkü marksizmin hayata geçmesi artık mümkün değildir. Onlar her zaman olduğu gibi ya bölücülerle, ya dincilerle ya da emperyalizmle kolkoladırlar... Dün sovyet emperyalizmine dayanıyorlardı, bu gün ise dağılmışlar, işlerine hangi gurup geliyorsa onların içinde erimişler, tamamen "marjinal" konuma düşmüşlerdir.
    Artık bu ittifak öylesine sırıtmaya başlamıştır ki, dünün sosyalistleri bu gün dinci takımıyla aynı şeyleri konuşur, aynı hedefe saldırır olmuştur. Taraf denen paçavra gazetede yazan sosyalist eskileri; vakit, yeni şafak, zaman adlı dinci basınla "MANŞET, HABER, YORUM" anlamında aynı nakaratları paylaşmakta, "ORDUMUZA DÜŞMANLIKTA" sınır tanımamaktadırlar... Yine bölücülerin yayınları olan özgür(!) gündem, birgün gibi gazete müsveddeleri ile sosyalist eskileri, ermeniciler, zaman içinde yuvalanmış mahcupyanlılar mutabakat halindedirler...
    Bu hainleri "ORKESTRA DÜZENİNDE" yönetenler ise "SOROS FONLARI, ABD AJANLARI, CİA ESKİLERİ, AB KOMİSERLERİ" olmaktadır... Paralar dış güçlerden, icraat "SOSYALİST-BÖLÜCÜ-DİNCİ" hainlerden...Olay budur...!
    Tabii ki, bütün bu icraatların yapılabilmesi için iktidarın gücü, çıkardığı "UYUM-SUYUM" yasaları, kadrolaştığı birimler, işbirlikçi siyaset erbabı emre amade vaziyettedir...Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 85 yıl sonra bir iktidarın elinde bölünmenin eşiğinde, ihanetin kuşatmasında, bağımsızlığını ve egemenliğini tartıştırır haldedir... Bunun farkında olmayan ya da işine geldiği gibi "DAVRANMA EĞİLİMİNDE, ÇIKARLARININ DERDİNE DÜŞMÜŞ" tepkisiz ve umursamaz vatandaşımız da "FİGURAN" rolündedir...
    Türk Milliyetçileri ayaktadır... Gidişattan en fazla kaygıyı onlar duymaktadır. Artık MİLLİ CEPHE en geniş anlamıyla birlikteliği sağlamak zorundadır...Bu işin öncülüğünü hiç kuşkusuz "TÜRKLÜK GURUR VE ŞUURU, İSLAM AHLAK VE FAZİLETİYLE" donanmış Türk Milliyetçileri yapacaktır...
    Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi...
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!

  7. #27
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Yaş
    30
    Mesajlar
    4,047
    Rep Puanı
    468

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Siyasal dincisi ümmetçilik adı altında, komunisti halkların kardeşliği adı altında "millet" kavramına karşı çıkmaktadır ve milliyetçiliğin karşısında durmaktadırlar. Yani dini görüş dışında, siyasi politikaları aynı yere hizmet etmektedir. Milli birliğimizi bölmeye çalışanlara, Türk Milleti düşmanlarına... Kısacası emperyalist dedikleri grupların kuklası haline gelmişlerdir. Hem kahrolsun emperyalizm derler, hem doğrudan ona hizmet ettiklerinin farkında değillerdir. Emperyalizmin küreselleşme politikasına hizmet edercesine, milli birlik anlayışının karşısında, halkların kardeşliği veya ümmetçilik düşüncelerini koyarlar ortaya.
    Emperyalizm karşısında duran, gerçek anlamda tek bir güç vardır. Onun adı da milli benliği koruma politikası yani milliyetçiliktir! Milli benliğini kenara atan, milliyetçiliği reddeden her türlü anlayış emperyalizmin uşağıdır. Yani nasıl bir çelişkidir ki "Kahrolsun Emperyalizm" diyenler, aslında o küfrettiklerinin uşaklarıdırlar.

  8. #28
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    ANTİKA KOMÜNİSTLER


    Dünyanın her yerindeki insanlar, hangi siyasî veya iktisadî düşüncede olurlarsa olsunlar, kendi milletlerini her şeyin üstünde tutuyorlar. Her yerde ve her zaman görülmesi mümkün psikopatlar dışında bu kaide istisnasız yürürlüktedir. Hattâ beynelmilelci oldukları iddia edilen komünistler bile farkında olarak veya olma***** milliyetçidir.

    İkinci Cihan Savaşından önce Japonya’da küçük bir “milliyetçi komünist” partisi vardı. Bugün Finlandiya’nın 200 kişilik Millet Meclisine 50 mebus sokan komünistler de milliyetçidir. Hem de o kadar milliyetçidir ki, Ruslar bunların komünistliğinden şikayet etmektedir. Çünkü bu Fin komünistleri marksizmi sadece iktisadî bir sistem olarak benimsemişlerdir. Fin komünistleri Ruslarla yapılan son iki harbde öteki Finlerden farklı olmayan bir şiddet ve kahramanlıkla çarpışmışlardı.

    Müttefikimiz İzlanda devletinde de komünistler çoğunluktaydı. Fakat Rusları çağırmak kimsenin aklına gelmemektedir.

    İndonezyadaki iki komünist partisinden biri Çin ve Rus düşmanı olan milliyetçi bir komünist partisidir.

    Memleketimizde komünizme, hatta sosyalizme karşı gösterilen sert tepki bizimkilerin en haysiyetsiz bir şekilde beynelmilelci, Moskofçu olmalarından, en azından Türklüğe ve Türkçülüğe cephe alışlarından doğuyor. Zekadan mahrum, basit insanların bir tek unsurla en çapraşık meseleleri çözdüm sanmaları gibi bu kafadaki sözde aydınlar da marksizm prensipleriyle Türkiye’nin bütün davalarının bir çözüm yolu bulacağına inanıyorlar.

    Dünya dönüyor ve zaman yürüyor. Hızlı bir akış var. Tarihi mukadderat milletleri önüne katmış yürütüyor ve bu yürüyüşün önünde hiçbir felsefe, hiçbir doktrin direnemiyor. Tarihi yürüyüşe karşı durmak isteyen her fikri, her sistemi “zaman” silindir gibi eziyor.

    Ezilenlerin başında anormal bir sistem olan komünizm var. Komünizm yüzyıllar boyunca ezilen insanları, vaadettiği cennetle bir müddet avutabildi. Bir süre de tedhiş ve kırgınlıklarla ayakta durabildi. Fakat yığınlar uyandıkça, şuurlar parladıkça yalanlar, vaatler, tehditler sökmez oldu. Tarihi an gelince Ruslar, tutunabilmek için dün göklere çıkardıkları, adına şehirler kurup heykeller diktikleri Stalin’i yerin dibine batırmaktan çekinmediler ve Rusya’nın içinde buna karşı kimse itirazda bulunmadı. Çünkü artık Ruslar da onun yalancı bir canavar olduğunu anlamışlardı.

    Fakat bu kararla da kalmadılar, kalamazlardı. Mülkiyeti genişlettiler. Dinlere göz yumdular ve kapitalizmin kar ve kazanç şeklini kendi ülkelerinde uygulamaya kalktılar. Tarihi yürüyüş onları oraya götürüyordu.

    Kimsenin şüphesi olmasın: Daha çok şeyler olacaktır. Rusya biraz daha medeni ve demokrat olacak, Sovyetler birliği kuran cumhuriyetlerden bazılarının ayrılmasına ister istemez göz yumacaktır.

    Yalnız, bu hızlı gidiş arasında; dünyayı, milletleri binlerce yılın hasılası olan milliyetleri anlayamayan bizimkiler hala kırk yıl önceki enternasyonal teranesiyle ortalığı velveleye vermektedir. Başka isimlerle partiler kurup sosyalizm prensiplerini savunuyor görünmelerine rağmen hala Moskova uşaklığına devam ediyorlar. Rusya aleyhinde bir tek sözlerini işittiniz mi? İşitemezsiniz. Çünkü oraya bağlıdırlar oranın vatandaşı, tutsağı, kölesidirler.

    İkinci Cihan Savaşında İsmet Paşa’nın Churchill’le görüşmesine ait bir latife vardır.

    Bütün meseleler konuşulduktan sonra İsmet Paşa, İngiliz Başkanına bizim için Rus tehlikesinden ve Rusların saldırması ihtimalinden bahseder. Churchill meşhur purosunu tüttürerek cevap verir: “Merak etmeyin ekselans! Türkiye’deki komünizm Rusya’ya buluşması tehlikesi dolayısıyla Rusya ‘nın Türkiye’ye saldırmasına imkan yoktur.”

    Çok yerinde uydurulmuş olan bu fıkradaki nükte bu gün de değerini kaybetmemiştir. Rusya, komünizm den sıyrılıp milliyetçi bir sosyal demokrasiye doğru kayarken bizimkiler hala beynelmilelci, vatansız ve millet düşmanı bir sosyal düzen peşindedirler. Kafaları iktisadi meselelerden başka bir şeye yatmadığı için fikri ve ruhi yani manevi medeniyetin ölçülerine tamamiyle yabani kalıyorlar. İnsanı hayvandan ayıran vasfın bu manevi yön olduğunu idrak edemiyorlar.

    Manevi değerlere göçebelik çağlarından beri sıkı sıkıya bağlanmış olan Türk milletinin tepkisini anlamıyorlar. İşçi Partisi toplantısını basan gençlerin arasında tahrikçiler aramak boşunadır. Tahrikçiler geçmiş yüzyılların arkasındadır. Geçmişin mefahiri, terbiyesi ve fikriyatıdır.

    Yüzyılların ötesinden gelen milli dürtüşle bu gençler İşçi Partisini Moskof ajanları gibi görmekte ve onların varlığına bile tahammül edememektedir. Gençlik heyecanı ile onların suç işledikleri anda hükümet tarafından enseleneceğini düşünememektedirler.

    Bu münasebetle solcu bir yazarın bu gençler hakkındaki tahdidine de şöyle bir değinelim. Solcu yazar, “karşı taraf da harekete geçerse bu saldırıcıların hali perişan olur” demek istiyor. Bu sözlerin altındaki manayı anlamamak için pek gafil olmak lazım.

    Fakat solcu yazar şunu da unutmasın; İş yumruk kuvvetine kalırsa kimin darmadağınık olacağını, kimin külünün havaya savrulacağını bilmek için kâhin olmaya lüzum yok. Türkiye’de milliyetçilik ayaktadır. “Sosyal” modasından asla ümitlenmesinden O tvist modası kabilinden geçici bir hevestir. Kalacak olan Türk milliyetçiliği, Türkçülüktür.

    Halep ordaysa arşın burda. İsterlerse bir denesinler!...

    H. Nihal ATSIZ..


    Ötüken, 18 Ocak, Sayı.13

  9. #29
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    0
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Türk Milliyetçiliğinin Baş Düşmanı Komunizm.

    Harika bir yazı... Üstadım eline sağlık...!
    Gerçekleşti mi? Ona ne şüphe...? İşte en az 35 yıl önce yazılanlar ve geldiğimiz nokta...! Kim haklı çıktı? Besbelli...
    Ben diyorum ya arada bir, "TÜRK MİLLİYETÇİLERİ SAAT KULESİ" gibidir... Herkes saatini bize bakacak, ayarlayacak...! Bir de "SAKALIMIZ, BIYIĞIMIZ" geçgin olsa ne vardı? İnanırlardı ve bu günleri yaşamazdık...Birbirimize bu kadar düşmezdik! Yazık oldu gençlerimize... Çarpıştılar, birbirlerine zarar verdiler ve aradan "emperyalist" eşkiyalar sıyrılıp çıktı...? 12 Eylül niye yaşandı...? O tarihi kimler yazdı?
    "BİZİM ÇOCUKLAR İŞİ BAŞARDI....??" Kim demiş bu lafı...? Ama olan "BİZİM ÇOCUKLARIMIZA OLDU" değil mi...!!?
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. Türk Milliyetçiliğinin Temeli Manevi Değerlere Bağlılık
    Konuyu Açan: VaTaNCı TÜRK, Forum: Türk Tarihi.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 25-10-08, 13:06:41
  2. Atatürk düşmanı bir Türk ırkçısı
    Konuyu Açan: cCc__bozkurt__cCc, Forum: Diğer.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-08-08, 01:31:56
  3. İşte pkk nın yeni düşmanı
    Konuyu Açan: bilgehan, Forum: Türkiye'den Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 24-11-07, 12:26:25
  4. Peygamber Düşmanı Din DÜşmanıdır
    Konuyu Açan: vatanist_55, Forum: Peygamber Efendimiz (S.A.V).
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-08-07, 15:53:48
  5. MHP sadaka düşmanı bir parti mi?
    Konuyu Açan: ercankilic61, Forum: Türkiye'den Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 21-06-07, 16:58:44

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok