İnsanoğlu hayatın her alanında kısım kısımdır siyasal hayatta da böyledir, kimileri nefsini aşıp siyasal sürecin bireysel ikbal adına tüm cazibesine rağmen onun sıradan bir parçası olmak yerine önce ülkem ve milletimin geleceği derken, kimileri akıp giden hayatta sürecin bir parçası olarak günü kurtarmanın derdinden bırakın yeni nesilleri, yarınının hesabını yapamazlar.

Onlar için kendi idraklerine izah edecekleri ve vicdanlarına kılıf bulacakları bazı izahlarla mevcut halin ne kadar mükemmel olduğu düşüncesi hakim olur. Bireysel psikolojinin temel kurallarından birisi de bireyin yapacağı işi evrensel kaidelere ve ahlaki kurallara göre yanlış bile olsa onu eyleme koymadan öncelikle aklileştirmeye ve vicdanın da bir karşılık buldurmaya yöneltir.

Söz konusu ettiğimiz bu gerçek günümüz Türkiye fotoğrafındaki siyasal gelişmeleri değerlendirme hususu için de genel geçer kuraldır. Bireysel beklentilerle direk nefislere hitap eden vahşi kapitalizm "insanı insanın kurdu" yapma özelliği ile meşhur olmuşken bireyselcilik merkezine yerleşmiş liberalizm aslında ruh ve nefsin mücadelesinde nefsin galip gelmesinin sembolü olmuştur.
Bu gün ülkemizin iktidarında kendisini muhafazakâr demokrat tarif eden, fakat Liberal ve kapitalist olan, muhafazakârlıktan gayrı ne varsa dünyaya açılma adına maddi ve manevi ulusal birikim ve değerlerin tamamını pazarlayan, demokratlıktan anladığı tek parti sultasıyla ülkeyi "parti devlete" dönüştüren, krallık, sultanlıkla ülke idare etmeye kalkan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Hedef kitlesine karşı yaptığı söylemleri ve eylemleri arasında yüzde yüz farklı olan(milliyetçiyiz, maneviyatçıyız, yerliyiz, v.b. bağlamında) bu zihniyet adeta yerli görüntülü, yerlilik ve kenarın merkeze yürümesi görüntüsü altında yabancılaşmış hatta küresel benliğe dönüşmüş bir zihniyeti temsil etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti beş bin yıllık Türk Devlet Geleneği'nin Çağdaş bir terkibi iken ve 85 yaşına gelen "Modern Devlet" tecrübesi her yıl bir önceki yılın tecrübesi üzerinde varlık gösterirken söz konusu ettiğimiz ülke yönetiminde bulunan zihniyet bu devlet ve tecrübe birikiminden habersiz kerameti kendinden menkul kabul edip Anadolu insanına “Cumhuriyet tarihi boyunca yapılandan daha çok iş yaptık” diyerek kendilerini kahraman gibi sunmaya çalışmaktadır.

Oysa bu zihniyet ülkemizde yapmış olduğu ve ulus devletin varlığının temeli Olan Türk Milleti kavramını bile tartışmaya açtı. Hâlbuki bu ülkenin insanları yüzyılların birikim ve tecrübesiyle bir arada yaşama kültürüne fazlasıyla sahiptir.

“Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan ve kendisini bu ülkenin müktesebatına ait hisseden ve geleceğini bu ülkede gören herkes Türk’tür” gerçeğini ters yüz edip ayrılık fitnesi yayanlara müşterekleri hatırlatmak yerine neredeyse onlara zemin hazırlamışlardır. Bunun en somut göstergesi ise Türkiyelilik safsatasıyla sorsanız adlarını bile sayamayacakları kırk altı etnik gruptan oluşan Türkiye ve “alt ve üst kimlik” söylemleri olmuştur. Bu çıkışları ile kimlere ne maksatlı hizmet ettiklerini ortaya koymuşlardır.

Bu zihniyetin ülkenin temel taşlarını yerinden sarsması ve Lozan’ı delme altyapısı çalışmalarını saymakla tüketemeyiz bu yazı kapsamında, fakat acı olan şudur ki memleket millet konusunda hassas olan masum Anadolu’nun saf insanlarını da yerel ve dini değerleri sembol olarak kullanarak aldatmakta ve kandırmaktadırlar.

Yazının başında ifade ettiğim gibi öncelikle ihtiyaç sahibi haline getirilen insanlarımızın karşısına ihtiyaçlarını karşılayan rolünde onlara üretmeden tüketmeyi alışkanlık haline getiren geçici ve sonuçsuz çözümlerle şov yaparak göz boyamaktadırlar. Birey merkezli söylemlerle nefsin sembolü olan duyguları kaşıyarak toplumculuk gibi bir kılıfla da pazarlama yapmaktadırlar.
Oysa uygulamaya kalkılan politikalar ne savunucusu ve sembolü oldukları için engellenmeye çalışıldıklarını iddia ettikleri Müslümanlığa ne de iddia ettikleri demokrat kimliğe uygundur. Hattı zatında bu zihniyetin dinle olan ilişkisi masum Anadolu insanına biz sizdeniz sizin sesiniziz görüntüsünü vermek için kullanılan aksesuardan öteye gitmezken(zira böyle olmasa küresel baronların menfati ile kendi menfaatlerini örtüştüren ve tarih boyunca islam düşmanlığı yapanlarla en samimi dost olma girişiminde olurlar mıydı) demokratlıkları da sadece kendileri için geçerli olan bir araçtır.

Eğer demokrasi kendilerine af getiriyor ve siyaset yasaklarını kaldırıyorsa bir erdemdir aynı demokrasi kendilerine hukuktan kaynaklı engeller çıkarıyorsa "kurşun sıkan demokrasi" oluveriyor. Bunlar "otobüs durağı demokratlarıdır" sadece demokrasiyi kendilerini bir yere taşıyacak vasıta olarak görürler eğer o vasıta da kendilerinin istemediği yolcular varsa tahammül edemeyip taciz etmeye kalkarlar.

Vasıta kabul ettikleri demokrasi silahını kuşanıp iktidara geldiler ve dört buçuk yıldır ülkenin ulusal çıkarları adına yaptıkları tahribatı değerli okuyucular çok iyi biliyorlar.

Artık vasıta olarak kullandıkları demokrasi silahının bu zihniyete dönme vakti gelmiştir. Bu bağlamda temmuz 2007 seçimleri Türk milleti için cumhuriyet tarihindeki herhangi bir seçim değildir. Ya Türk olarak yaşamaya devam ya da Türkiyelilik safsatasıyla başlayan ve ileriki onlu yıllarda erken dönem Anadolu uygarlıklarındaki kent devletlerinde olduğu gibi misak’ı milli sınırlarında kent soylu yeni devletçiklerin altyapısına başlangıç arasındaki tercih olacaktır.

Söz konusu tercih bununla sınırlı kalmayıp aynı zamanda üretime dayalı istihdamla gelişmenin ya da üretmeden tüketmeye ve küresel baronların sıcak parasının ikliminde a*****lığa alıştırılıp altımızın ılıtılmasının da tercihinin yapılacağı bir seçim olacaktır.

Fakat yüce Türk Milleti bu durumu fark etmiş ve bu zihniyet suçüstü yakalanmıştır. Zira Önsözü Lozan da Sonsözü Çanakkale'de söylenmiş bu ülkenin üzerinde kimlik tartışması ve sözümona küresel güç baronlarının taşeronluğuna soyunanların çıkardıkları gömleklerden sonra çıplak kaldıklarını Türk milleti görmüştür.

Sık sık gömlek ve kimlik değiştirmeye alışkın bu zihniyet Büyük Türk Milleti’nin ilelebet çıkarmamak üzere giydiği Türk kalmanın sembolü Ulus devletinin "ulus devlet" gömleğini çıkartamayacaktır..

Nazlıhilal bandralı "Ulus Devlet" "Türkiye Cumhuriyeti", Uluslar arası karasularında bu bayrağı ve mevcut sistemi ile direksiyonuna geçecek olan ve belirleyeceği Türklüğün çağdaş yol haritasıyla Bilge Lider kaptan yönetiminde ilelebet payidar kalacaktır.


___________________________________
Ruhi ERSOY