Haber 7.com sitesinde bir Hanım Efendi köşe yazarı Sayın Esra Elönü Hz. Muhammet i sandığa getiren Ülkücü yobazlar başlığını taşıyan yazısını okuduğumda, doğrusu bu bayanın nasıl bir eğitim aldığı, O güzel İslam ın ışığından ne dereceye kadar feyizler aldığını çok düşündüm. Bir insan sözleri ile aldığı eğitimi yansıtırmış, ne kadar doğru bir söz. Bir insanın kişiliği konusunda çok önemli ipuçları almak istiyorsanız, önce onun konuşmaya başladığındaki üslubuna bakmanız, hangi zihniyetle yetiştiğini ve kişiliği konusunda size bilgi verecektir. Boşuna söylemiyorlar arkadaşını söyle senin ne olduğunu söyleyeyim. Bu sözlerimi neden söylediğimi, günümüz politikasında benim gibi düşünmüyorsan seni yok ederim zihniyetinin, nasıl günümüzde hâkim olduğunu hatırlamanız, yazarın ve savunduğu zihniyetin takındığı tavır açısından önemlidir.
Sayın Esra Elönü milyonların saygı duyduğu bir partinin liderine ya da onun milletvekiline, bakın yazısının başında nasıl saygısızlık yaparak, aklınca küçümser tavırlarla nasıl sesleniyor? (Önce ümmet olmayı öğren sonra bozkurt işaretiyle eğlen sayın garden!) Aklınca garden sözleriyle onu bahçıvan, bahçe işlerinde çalışan tiplemesiyle yaptığı işten çok uzak göstererek küçümsemeye çalışması, önce bir bayana yakışmadığı gibi, kur’an dan nasiplendiğini iddia eden bir insana ise hiç yakışmaz. Bu yazıyı yazan hanım efendinin yazısından alıntılar yaparak içindeki kin ve nefretin dışa yansımasının analizini yapalım isterseniz.
Bakın yazının bir bölümünde ne diyor;
(Bu nasıl bir iktidar hırsıdır ki, “Vatan, Millet, Sakarya” üçlüsüyle, Peygamberi Türk meclisine yamayacak kadar ve küstahlığın zirvesine oynayıp, milliyetçi zırvalıkla ümmetin peygamberini mecliste yumrukla andıracak kadar…)
Olayı hatırlayalım acaba pervasızca iktidar hırsı kimlerde var onu anlamaya çalışalım. Mecliste hatırlatılan söz neydi? Bir liderin kendi parti yöneticilerinin şahsına ithafta bulunduğu, Sayın Tayip Erdoğan bizim için ikinci peygamberimizdir demesi ve bu sözlerine karşılık sözü söyleyen kişinin parti içinde bağlılığı ve övgüleri neticesinde çok daha yüksek makamlara getirilmesi hatırlatılıyor ve soruluyordu, bizlerin vekili olara hükümete; Siz bu zihniyette ve düşünceyle nasıl olurda din maskesini takarsınız deniyordu. Hemen kendimize soralım. Bunu sormakla peygamberimize hakaret mi etmiş oldular, yoksa peygamberimize yapılan hakareti düzeltmek mi istediler? Bu sözleri duyup ta sesini çıkarmamak ve o kişiyi taltif edip, yükseltmek mi iktidar hırsı olan bir insanın yapacağı iştir, yoksa bunları duyan bir vekilin bunları yapanları uyarması gündeme getirmesi mi? Bunu yapanları da küstahlıkla suçlayacak kadar aczin içinde olmak ne akılla nede imanla izah edilemez. Yazısının devamındaki saygısızlıklar devem ediyor, bakın hoşuna gitmeyen politikaları için kullandığı sözcüğe bakar mısınız lütfen.( Bu nasıl bir milliyetçiliktir ki, Kürt açılımında “Türk gargarası” yapıp…) Bir insanın karşı düşünceye, hele bir hanımefendinin bu kadar argo sözlerle karşı çıkmasını ben hiç doğru bulmuyorum. Yüce Rabbim kur’an da iman etmeyenlere bile sakın küfretmeyin der, neden biliyor musunuz? Çünkü sen onun inandıklarına küfreder sen, o da senin iman ettiklerine küfreder diye açıklık getirir. İşte dinden imandan dem vuran, siyasetine dini karıştıranların, ahh keşke kurandan nasipleri olsa bari, diyesi geliyor insanın. Tabi hemen bu sözümden sonra bir hata yapmamak yanlış anlaşılmasına izin vermeden, kimin takvaca üstün olduğunu yalnız Allah bilir demeyi de ihmal etmeyelim.
Bu yazıya cevap vermemdeki neden, gerçekten üsluptaki pervasızlık nedeniyleydi, bakar mısınız sözlere.
(Bu nasıl ikili bir zorbalıktır ki, tahrik gücü yüksek lafları kirli siyasetin önüne boca edip sonrasında kafatasçı bir ilkeyi ilah edinecek kadar.)
Aslında cümlenin içindeki kelimeler kendi politikalarının referansları olduğunun kopyasını veriyor farkında olmadan. Bakın nasılda itiraf ediyorlar (tahrik gücü yüksek lafları) Gerçekten toplumumuz dinine bağlı ve onu hayatında dolu dolu yaşamasını gaye edinmiş bir toplum olarak biliyorlar ki, toplum üzerinde gerçekten tahrik gücü yüksek, etkileyici konuları siyasetinde kullanıyorlar, ön plana çıkarıyorlar. Yazarın korkusundan da anlaşılıyor ki bu gücün ellerinden gitmesi istenmiyor, kendi tek ellerinden gidecek korkusuyla nasılda saldırıya geçiliyor. Hâlbuki yüce Rabbim yarattığı kulunun bu hassasiyetini biliyor ve kur’an da bizleri uyarıyor, sakın sizleri Allah ile aldatmasından dikkatli olun diyor. Sayın yazarımız soluğunu alamamış olsa gerek milyonların inancına kafatasçı deme saygısızlığı bile gösteriyor. Tabi ben terbiyemi kur’an dan aldığım için, ona ve onun gibi düşünenlere aynı üslubu kullanmayacağım ve onu Rabbim e havale ediyorum.
Doğrusunu isterseniz ben bu yazıyı Sayın Bayan Esra Elönü nün yazdığına inanmamaya başladım. Çünkü benim çevremde gördüğüm hiçbir bayan ana şefkatine sahip, onun inceliğini kalbinde hisseden hiçbir kadın bu kelimeleri kullanmaz diye düşünüyorum. Herhalde birisi bu yazıyı yazmış altına da onun ismini yazmışlar diye düşünerek, yazara yardımcı olmaya çalışıyorum, analarımıza duyduğumuz saygının bir etkisi beni bun sözleri söylememe vesile oluyor herhalde.
Lütfen şu sözlere bakar mısınız?
(“Bacılarımızın örtüsü” diyerek başladığınız söylemlerinizle alay edercesine ters düşmeyi bir halt olarak ifşa edecek kadar. Bu kadar onursuzca bir oy sancısı ki, birilerinin örtüsünü indirip yerine “sahte vatancılıkla” millet sömürüsü bir ayıp konduracak kadar!)
Neden bu yazıyı bir bayan yazmamıştır dedim biliyor musunuz? Burada geçen şu sözlerden dolayı söyledim. (bir halt olarak ifşa edecek kadar…) Bu tür tabirleri, sözleri genelde biz erkekler söyleriz, bu bir sokak ağzıdır çünkü çocukluğumuzdan kalma sokaklarda birbirimizden öğrendiğimiz kötü sözlerdir bunlar. Hiçbir bayandan bugüne kadar duymadım. En azından topluma hitap ederken duymadık diyelim. İşin ilginci yazıda millet sömürüsünden bahsedilmesi de çok ilginçtir. Toplumu sömüren acaba kimler olabilir? Yazarın söylediği gibi tahrik gücü yüksek, toplumun değerleri ile toplumdan oy almaya çalışanlar değil de kimlerdir acaba? Dindar bilmem kimi seçtik dediklerinde daha önce dinsiz insanlar mı yönetiyordu bizleri de, kendilerini temize çıkarıp sunuyorlar topluma. Kur’an dan nasiplenen çok iyi bilir, Rabbim sakın kendinizi temize çıkarmış göstermeyin, çünkü takvaca üstün olanınızı yalnız ben bilirimdemesini duymadıkları, hiç işitmedikleri belli oluyor.
Yazının fikri mimarı sanırım okuduğu Siyer- i Nebi nin anlamını ve içindeki bilgileri kendince yorumlayıp, kur’an ile karşılaştırıp onunla yoğurmadığı çok belli oluyor. Şimdide bu konuyla ilgili yazdığı cümlelerine bakalım.
(Terbiye dersi vermekten vaktiniz kalırsa, biraz Siyer- i Nebi okursanız, peygamberin milliyetçi yaklaşımını alt edecek ümmetçi yaklaşımı görür ve kendi BAHÇEniz gibi gördüğünüz vatanda bağırmaktan vazgeçer önce haysiyet sandığına oy toplamayı düşünürsünüz.)
Önce okuduklarının peygamberimizin (Siyer- i Nebi) peygamberimizin hayatı, yaşamı, davranışları ve insanları kendi hayatıyla nasıl güzel örnek olduğu konusunda gerçekten doğru bilgilerimi okuduğunu sormak isterdim kendisine. Çünkü peygamberimiz asla kimseye, bırakın iman edenleri, iman etmekte nazlananlara bile bu şekilde saygıdan uzak hitap etmemiş ve davranmamıştır. Çünkü rabbim ayetinde Ey Resulüm sen insanlara nazik ve kibar yaklaşmasaydın seni kimse dinlemezdi diyor.
Ümmet ile milliyetin farkını anlamayanlar, Arap milliyetçiliğinin etkisinde kalarak milliyetini kaybeden bir toplum yaratma hevesine girmişlerdir. Ümmet sözüyle Rabbim iman eden peygamberimizin tebliğ ettiği dine inanan bir fert olarak o toplumdan bahsetmesine rağmen, birileri Arap milliyetçiliğini ümmetle karıştırmışlar kendi benliklerini kaybetmişlerdir. Ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımız bile benliklerini savunup kişiliğine, soyuna, geçmişine sahip çıkarken, birileri öyle uyutulmuş ve benliğinden uzaklaştırılmış ki adeta soyundan utanır olmuş. Dünya üzerinde hiçbir ırk ve devlet yoktur ki kendi aslını inkâr etsin. İnanç ve iman ile ırkını karıştıran kendi geleneklerini dahi terk edip Arap milliyetçiliği ni savunan bir düşünce asla Rabbin onayladığı bir düşünce değildir. Peki bu durum da bu sözleri söyleyenler ve bu siyaseti güdenler acaba hangi Siyer- i Nebi yi okumuşturlar diye insan kendisine sormadan edemiyor. Peygamberimiz yürüyen kur’andı onu örnek almak isteyen önce kur’ana bakacak onu iyice anlayacak, ondan sonra sünnetini çok iyi araştıracak ki onun içine sokulan hurafeleri temizleyebilsin. Birileri ters yerden başlamışa benziyor, beşerin öğretisini önce öğrenirde bu öğretilerin bir kısmını kur’anda bulamayanlar ne yazık ki kur’anı yeterli görmeyip Siyer- i Nebi den de doğru bilgileri almayınca daha doğrusu sahtesine bakınca, nelerin doğru olduğunu karıştırmaları çok doğal olacaktır. Elbette herkes kendisinden sorumludur ama kendi yanlış inançları ile başka insanları da yanlışa yöneltmenin hesabı çetin olacaktır. Rabbim korusun.
YAZI DEVAM EDİYOR


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla


Bu Konuyu Paylaşın !