+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa
1 2 SonuncuSonuncu
Toplam 15 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

  1. #1
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Ben bir 'ortaokul şakirt'iyim, yani en kıdemli Fethullah talebelerinden biriyim. Aşağıda anlattıklarımı bizzat yaşadım. Sizinle paylaşmak için yine kendim yazdım.



    1990'lar ;

    Orta birinci sınıftaydım ve Cuma namazlarına düzenli olarak giderdim. Beni aynı semtte bulunan okulumdan ve gittiğim camiden takip ederek fişleyen ve bir gün okul bahçesinde top oynamak bahanesiyle yanıma gelen o kişi ilk 'ağabeyim' idi. Daha sonra bana ve okuldan seçtikleri fen, matematik ve Türkçe derslerinin toplam notu 21 (10'luk sisteme göre) olan arkadaşıma cami kütüphanesinde ders vermek bahanesiyle yakınlık gösterdiler. Yakınlık daha bir samimiyete dönüşünce evlerine davet ettiler. Dersler evde devam etti. Bu arada bizimle oyunlar oynuyor ve bol bol sohbet ediyorlardı. Baştan futbol içerikli bu sohbetler yavaş yavaş dini mevzulara geldi. Allah'ı tanımak, namaz kılmak derken 'Öğretmenin Not Defteri' gibi kitapları okumamızı istiyorlardı. Buna 'Sızıntı' okumaları ve adını henüz bilmediğimiz o hocanın banttaki ses kaydını toplu olarak dinlemelerimiz eşlik etti. Bize yeterince itimat kazandıklarında o sesin 'Hocaefendi' ye ait olduğunu ve kendisinin çok 'mübarek' bir insan olduğunu anlattılar.

    Artık 'işi' biliyorduk ve bize adam lazımdı. Okuldaki arkadaşlarımızı nasıl 'kafalayarak' ağabeylerin huzuruna getireceğimizi öğrenmiştik. Yıllar orta üçüncü sınıfa getirdiğinde bizi artık sınavlara hazırlanma vakti de gelmişti. Bu tarihlerde Kuleli Askeri Lisesi'ne girmenin ne kadar önemli ve saygın bir iş olduğu sürekli telkin ediliyordu bize. Derken tanıdığımız birkaç arkadaşımız orayı kazandı. Biz ise devlet lisesine devam ettiğimizde okuldan arkadaş 'kafalamak' en büyük hedefimiz haline gelmişti. Okulumuzun hemen yanında bulunan 'nur evi' ne ders çalışma bahanesiyle getirdiğimiz arkadaşlarımıza yemekler veriyor onları mümkün olduğunca bu evlerde tutmaya çalışıyorduk. Bu kişilerle okulda ve başka yerlerde de 'ilgileniyor' yörüngemizden uzaklaştırmamaya çalışıyorduk. Bunların durumlarını her hafta düzenlenen 'istişare' toplantılarında ağabeylerimize anlatıyorduk. Onlar da bize ne yapmamız gerektiğini, hangi yolları adım adım takip etmemiz gerektiğini, yapmamız gereken jestlere ve takınmamız gereken mimiklere kadar anlatıyordu.

    Yıl sonlarında gelen 'Sızıntı koçanları' nı bitirmemiz ve onlarca, hatta yüzlerce kişiyi Sızıntı'ya abone etmemiz her birimizden bekleniyordu. Biz ise kimisinin parasını kendi cebimizden vererek bu en kutsal yolda birbirimizle kıyasıya yarışıyorduk. Zaman aboneliği de yine bu şekilde cereyan ediyordu. Haftada okumamız gereken Kuran miktarı, Risale-i Nur ve Hocaefendi Kitapları -Pırlanta Serisi- miktarı belliydi. Bunlara ek olarak o zamanki adı 'Tuna Kırtasiye' olan 'NT Mağazaları'nda kaçak olarak çoğaltılan ve ağabeyimizin adını kullanarak arka bölümden aldığımız 'Hocaefendi Vaaz Kasetleri'nden de ağabeyimizin seçtikleri doğrultusunda dinlememiz isteniyordu. Bunların hepsinin ortak adı 'keyfiyet' idi. Bunu bir çetele halinde ağabeyimize her haftaki 'istişare' de sunmamız isteniyordu.

    Hiç müzik dinlemezdik, kola içmezdik ve hep kumaş pantolon giyerdik. Kız arkadaşımız asla olmazdı, okulda yüzlerine bile bakmazdık. Sokakta hep yere bakarak ve hızlı hızlı yürürdük. Ağabeyimizin dedikleri ana-babamızdan önemliydi. Mehmet Kafkas'ın 'Geçmişi Bilmek' ve 'Milli Mücadelede Öncüler' adlı kitaplarını okuyorduk. Atatürk masondu, deccaldi. Atatürk Kemal'di, Kemal Ağa idi. Atatürk baş eğlencemizdi. Okuldaki hocaların bazısı 'duruma uyanmıştı', biz 'tedbir dairesini' genişleterek okuldan çıkınca arka sokaktan dolaşarak nur evine gidiyorduk, içeri birer ikişer giriyorduk ve asla toplu çıkmıyorduk. Bize göre iki çeşit adam vardı; 'müspet ve solcu'. Solcunun bir adı da 'kom' du. Kom, 'komünist'in kısaltılmışıydı. Ve okuldaki bazı hocalar komdu. Özelikle de felsefeci.

    Üniversite hazırlık dershanesi olan FEM'e lise ikinci sınıfta da kayıt yaptırdık. Amaç hem iyi bir üniversite hem de 'hizmet' para kazansın idi. Ortaokuldan beri ailelerimizi alıştırdığımız 'ağabeylerle ders çalışma' için onlarda kalmaya gitme faaliyetlerimize ayrı bir önem vermeye başlamıştık. Bu kalma dönemlerine biz 'kamp' diyorduk. Kamplarda ders çalışılır ve uzun vadeli projelerimizi ağabeylerimize anlatarak onların direktifleri doğrultusunda yaşamımızı planlardık. Ailelerimizle ağabeylerimizi ne zaman ve nasıl tanıştıracağımızı ve her iki tarafın ne yapması gerektiğine varıncaya kadar her şey planlanırdı. Öyle ki tüm bu insanlara bir üstündeki 'not' verirdi.

    Evlerin bir imamı vardı, yani evden sorumlu olan kişi. İki yada üç ev bir semte ve semt imamına bağlıydı. Semtler bölgelere, bölgeler büyük bölgelere, büyük bölgeler ilçelere, ilçeler şehirlere, şehirler ülkeye, ülkeler kıtalara, kıtalar da en sonunda Hocaefendi'ye bağlıydı. Hatta öyle ki, O Muhterem Zat'a Dünya yetmez ve evrende başkaları da varsa oraları da 'hizmet'e katmak için ne gerekiyorsa yapılmalı idi. Bu insanların hepsi birbirini denetler, not verir ve bir üstündekine durumu iletirdi. Yani şıkır şıkır işleyen koskoca bir sistem vardı.

    Lise sonda FEM'in yurdunda kalmaya başlamıştık. Çekebildiğimiz kadar arkadaşı FEM'e kayıt ettirmiştik nasıl olsa sonra 'ilgileniriz' diye. Yurtta, odadaki durumdan pek haberi olmayan diğer kişileri de namaz kılma, çay içme ve türlü türlü bahanelerle yanımıza çekmeyi başarıyorduk. Yani ağabeylerle danışıklı dövüş şeklinde 'adam kafalama' tüm hızıyla devam ediyordu. Her birimizin 'ilgilendiği' arkadaşlar da zamanla 'şakirt' olma yolunda ilerliyordu. Ağabeylerimizin düzenlediği maçlar, mangal partileri, çiğköfte partilerine artık not ortalamasına falan da bakmaksızın İslami görüşe yakın ailelerden çocukları seçerek getiriyorduk. Kola serbest oldu, kot pantolon giydik.

    28 Şubat sürecinde Hocaefendi'nin video ve ses kasetlerini, kitaplarını evlerden alarak kendi evlerimizde sakladık ve evlere Atatürk ile ilgili kitaplar doldurduk. Evlerin çoğu yer değiştirdi. Bazı ağabeylerimiz 'tedbir' gereği takma isim kullanmaya başladı. Cep telefonlarının pilini istişarelerde söktük. Telefonda 'Hocaefendi, hizmet, sohbet' gibi kelimeleri kullanmayı yasakladık. Bunların yerine 'maç yapmak, çay içmek, çorba içmek' gibi önceden kodladığımız filleri kullanmaya başladık. Aslında yapılan her şey 'istişare' adı altında yukardan gelen emirlerin bize verildiği toplantılarda kararlaştırılıyordu. Yani 'istişare' yoktu, belki teferruatta vardı, ama her şey bir emir zinciri vasıtasıyla bizim önümüze konuyordu.

    2000'ler ;

    Üniversiteye girince artık biz de 'ağabey' olmuştuk. Evlerde kalmaya ve sistemi bizzat kendimiz daha büyük sorumluluk üstlenerek yürütmeye başlamıştık. Talebelerimiz vardı, onlarla ilgileniyorduk. Aksiyon okuyorduk, artık bandrollü ve sakıncalı yerlerinden temizlenmiş Hocaefendi kasetlerini koli koli alarak herkese ama herkese dağıtıyorduk. Hocaefendi hakkında yine 'hizmet'in başka yayın evlerinden çıkmış kitapları 'mütevelli olmuş esnaf ağabeylerimizin' katkılarıyla kolilerce alıp dağıtıyorduk. Kitaplar binlerce satıyordu. Ramazanda zekât, kurban bayramlarında deri topluyorduk, kurbanlık parası topluyorduk. Amerika'dan, Hocaefendi'nin yanından gelen ağabey gelmişti bir seferinde. O anlatıyordu biz ağlıyorduk. Ardından adam başına toplayacağı büyükbaş kurbanlıkların sözünü almaya ve kayıt ettirmeye başlamıştı. Her birimizden 60-70 belki de 100-120 büyükbaş kurban parası getirmemizi istiyor ve pazarlık bu rakamlardan açılıyordu.

    Bazı tanıdıklarımızın yaptığı hiçbir iş yoktu. Evde de kalmazdı. Sonradan bu kişilerin görevinin 'çok özel' olduğunu öğrendik. Bunlar Türk Silahlı Kuvvetleri'ne girmek üzere olan öğrencilerle askeri okuldayken 'ilgileniyorlar' idi. Hocaefendi'nin 'en önemli on görevden biri' saydığı bu iş için seçilmiş insanlardı. Hepimizin en nefret ettiği yer Ordu idi. Bir toplantımızda bir ağabeyimizin Ordu, Danıştay ve diğer 'solcu' kurumlar için yaptığı tanımlama ilginçti. Ağabeyimiz bu gibi kurumlar için 'artık fitne kurumlaşarak üzerimize geliyor, biz de bir an önce kurumlaşarak karşı koymalıyız' diyordu. Gazetemizi sürekli okumamız gerektiği de bir diğer telkin idi. Özkök Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olacağı günleri ip ile çekiyorduk.

    Aksiyon Dergisi'nin bir sayısında 'Ergenekon' diye bir grup kapak yapılmıştı. Bu sayıdan çok sayıda fotokopi çekerek hepimizden okumamız istenmişti. Yazıda, devlet içinde gizli bir birimin oluşturulduğu ve bu birimin amacının Arjantin benzeri sosyal patlamaların önüne geçmek, devlete zarar verebilecek oluşumlara müdahale etmek olduğu yazılıydı. Ağabeylerimiz bunun bize de müdahale edeceğini söylediler. Bu benim için bir dönüm noktasıydı.

    Biz bu devletin bekasına, milletin dertlerine derman olmaya çalışmıyor muyduk? Bizi solcular engellemiyor muydu? Bizim mücadelemiz iman kurtarmak değil miydi? Bize ne toplumsal patlamaların önüne geçmek ve devleti korumak için kurulmuş bir gizli teşkilattan? Devlet hepimizin devleti değil miydi, neden korumasınlar ki? Hem bize ne diye düşman olsunlar ki?

    Uyanışım;

    Artık her şey saçma geliyordu bana. Biz bir emir kuluyduk ve ne denirse yapıyorduk. Çünkü toplu olarak cennete girecektik. Sorgulama yoktu, körü körüne bağlanma ve emri ne kadar çabuk yerine getirdiğine bağlı olarak sahte bir samimiyet vardı. Ama bu sahtelik genellikle bize emir verenler ve onların üstünden başlıyordu. Tabanı samimi ve bir o kadar da cahil -beyni etkisizleştirilmiş anlamında- insanlar oluşturuyordu. Bu insanlar dürüst, çalışkan ve edepli insanlardı. Ama uyuyorlardı. Üstelik biz uyutmuştuk yıllarca çocuklarını, kendilerini, karılarını, tüm yakınlarını.

    Sırf 'solcularla' inatlaşma uğruna yaptığımız birçok saçma iş vardı. Bunlara en iyi örnek Yeni Yüzyıl gazetesinde Hocaefendi'nin röportajının çıktığı zamandı. Bu gazeteyi sırf solcular 'Hocalarının röportajına bile sahip çıkmıyorlar' demesinler diye balya balya aldık ve Zaman gazetesinin depolarında çürümeye bıraktık, sonra da imha ettik. Bazı yerlerde Zaman gazetesinin içine koyarak dağıtıldığını duyduk. Gazete hiçbir yerde bulunmaz olmuştu. Üç günlük röportajı on beş güne yayarak ve tirajını da ona katlayarak gazete büyük kar etti sayemizde. Bir sefer de Süleyman Demirel'in Fatih Üniversitesi' nin açılışında 'burayı doldurabilir misiniz' demesi üzerine iş-güç, okul-sınav demeden koştuk ve doldurduk orayı. Hocaefendi istiyor diye daha yeni okuduğumuz kitapları bir kere daha okuduk. Hocaefendi çağırıyor diye pılı pırtımızı topladık Amerika'da yaşamaya gittik bazılarımız. Buna da 'hicret' deniyordu. Bir keresinde, bir arkadaşıma giden biri hakkında ne zaman döneceğini sorunca bana güldü ve dedi ki 'hicret bu, dönmek olur mu'. Benim bildiğim hicret sayfası dinen kapanmıştır. Hele Türkiye gibi ibadetlerinizi rahatça yapabildiğiniz bir ülkede.

    Merakım şu:



    Türkiye'de halkın %99'u Müslüman.

    Amerika ise, kendi deyimiyle Müslümanlara karşı bir haçlı savaşı başlatmış durumda.

    Nasıl oluyor da burada rahat olunamıyor, lakin orada istediğimizi yapmamıza izin veriliyor?

    ABD her yere ajanlar sokarken, iki kişi bile kendi arasında ABD karşıtı bir şeyler yapmaya kalktığında haberi olurken, nasıl bu denli büyük bir oluşuma müsaade ediyor?

    Üstelik bu oluşumun biricik görevi insanları Müslüman yapmak iken?

    ABD'nin yoksa insanları Müslüman yapmak gibi bir gizli amacı mı var?

    Yoksa Hocaefendi ABD'nin de üzerinde büyük bir güce sahip mi ki, ABD bizimle uğraşamıyor?



    Garip işler bunlar!



    Bizden ABD'ye hicret etmemizi, Fatih Koleji'ndeki bir barkovizyon gösterisi sonrası Hocaefendi'nin yanından gelen bir ağabey istemişti. Ben de düşünmüştüm; bu resmen bir beyin göçü ve sermaye göçü...

    O zamanlar Hocaefendi için “evden bile dışarı çıkmıyor” denmişti. Ağabeylerimiz diyormuş ki “hocam zaten çok hastasın, bari bir çık bahçede dolaş” ama Hocamız hiç çıkmıyormuş. Aynı yıllarda (…….)adlı internet sitesinde Hocaefendi'nin boy boy dışarıda çekilmiş resmi yayınlanıyormuş da haberimiz yokmuş. Biz Hocamız'a üzülüp dua etmekle vaktimizi geçiriyorduk. Bir de tabi gelen emirleri eksiksiz yapmakla.

    Hocaefendi'nin Latif Erdoğan'a yazdırdığı 'Küçük Dünyam' adlı kitabından en az bir kere yazılı sınav olmamış şakirt tanımıyorum ben.

    Anlamadığım bir nokta da bu işte!

    Yani sen taa Amerikalardan 'diğerkamlık' üzerine, 'hizmette önde mükâfatta geri durma' üzerine göğüslerimize salvolar savur, sonra da çıkıp kendini anlatan kitaptan bizi belki beş belki on kere imtihan et. 'İmtihan Dünyası' bu olmasa gerek.

    Halen 'hizmette' aktif olan ve son derecede teslimiyetçi bir arkadaşım bir seferinde şunları söylemişti, ben de yanlışı o zaman fark etmiştim:

    'ne bu Hocaefendi, Hocaefendi ya... Allah var, Peygamber var ya'

    Hocaefendi, Hocaefendi, Hocaefendi.. .

    'Hocaefendi ne diyor bu konuda,

    Hocaefendi'nin çok mühim tespitleri var bu konuda,

    Hocaefendi bugün ne diyor,

    Hocaefendi'nin dediklerini artık (…)sitesinden günü gününe takip edebileceğiz arkadaşlar,

    Hocaefendi çok ciddi uyarıyor,

    Hocaefendi çok mübarek,

    Hocaefendi bizzat ilgilenmiş,

    Hocaefendi adını bizzat kendi koymuş,

    Hocaefendi derhal yapılsın istemiş,

    Hocaefendi, arkadaşlar dikkatli olsun demiş,

    Hocaefendi, arkadaşlar artık evlensin demiş,

    Hocaefendi, çocuk yapın demiş,

    Hocaefendi, İŞHAD'ı güçlendirin demiş,

    Hocaefendi, gazete tirajının bu haliyle karşıma çıkmayın demiş,

    Hocaefendi başı açık 'ablalar' la da evlenilsin istemiş,

    Hocaefendi, bir dua etmiş, maçın ikinci yarısı Galatasaray iki gol atarak Real Madrid'i devirmiş,

    Hocaefendi, Allah depremde İkitelli Medyası'nı 'çiftetelli' gibi sallardı ama içlerinde mübarek gazeteler de var demiş,

    Hocaefendi üzülmüş,

    Hocaefendi çok kederlenmiş,

    Hocaefendi hastalanmış,

    Hocaefendi, Asya Finans Kredi Kartı alın demiş; Ulusal Televizyon ihalesi yapılacağı gün Asya Finans'ın kasasında o kadar para yokmuş, para lazımmış,

    Hocaefendi şunu demiş,

    Hocaefendi bunu demiş...



    Bu konuşma tarzına sıradan bir 'ışık evi'nde her gün rastlayabilirsiniz.

    Nurettin Veren'e gelince;

    'o ne pis bir adam öyle, tipi kayık, pis bir çıkarcı o, yalancı herifin teki' gibi yakıştırmalar yapıyorlar.

    Ve size şu kadarını söyleyeyim, bu insanları asla şartlandırıldıkları haricince bir şeye inandıramazsınız. Belki size abartı gelir ama ben biliyorum ki Hocaefendi bugün atlayın ve ölün dese, sayıları binlere varabilecek kadarı bu emri de hiç çekinmeden yerine getirir. Nurettin Bey bu konuda ne söylese azdır. Hiçbir şey bu gerçek kadar sıra dışı değildir, yine bu gerçeğin tasvirleri bile.

    Sonuç ;

    Aklı başında herkesin de anlayabileceği gibi, bu bir karşı devrim örgütlenmesidir. Devlet içinde koskoca bir devlettir. ABD ve AB çıkarlarına koşulsuz hizmet etmektedirler. Ayrıca birçok yerde yazıldığı gibi dergileri, radyoları, televizyonları , üniversiteleri, vakıfları, ışık evleri vs. her şeyleri vardır. Öyle ki savcıları, kaymakamları, valileri, emniyet müdürleri, öğretmenleri, doktorları, istihbaratçıları (ki bu konuya doymak bilmeyen bir iştahla yanaşmaktadırlar), askerleri, milletvekilleri, bakanları vardır. Hemen hemen her büyük partinin de desteği ile bu noktalara gelinmiştir. Bence yegâne çözüm bu örgütün tüm malvarlığına el konmasından geçer. Ama sorun şu ki; kim koyacak?

    Diğer insanlardan tüm bu olan biten son derece profesyonelce saklanmaktadır. Hatta çıkan yalan haberler bile buna en güzel şekilde hizmet etmektedir. Yok, Fethullah komandoları varmış; yok, kendilerini patlatacaklarmış, yok, hücre evleri varmış; tabancalar, tüfekler, bombalar varmış... Bu atmosfer onlara en çok yarayan ortamı oluşturuyor ve kendilerinin terörist olmadığını 'muhabbet fedai'leri olduğunu insanlara yaymalarına yarıyor.

    Bu kişilerin ne yapmaya çalıştıkları çok iyi bilinmeli ve o kanaldan mücadele verilmelidir. Örgüt deşifre edildiğinde, ABD yerine başkasını bulmak için faaliyete geçecektir ve bu zannımca on yıl on beş yıl kadar bir zamanı alacaktır. Bu bir bölünme süreci olarak da yansıyabilir Fethullahçılara. Çünkü kurulu mekanizma en güzel şekilde işletilmektedir. Bir daha böyle bir mekanizmayı kurmak çok çaba gerektirir. Bölüp bir kısmını yine ABD emriyle kamuoyunda kötülemek, diğer kısmıyla yola devam etmek ile de bu mücadeleyi verebilirler. Her ne yapılacak ise bu darbeden hemen sonra yapılmalıdır. Yani bir daha güçlenmesine fırsat verilmeden 'meydana getirdiği boşluk' doldurulmalıdır. Ama dediğim gibi ilk iş; oyunu açığa çıkarmak ve 'Ağababası' olan ABD'nin işlerliğini yitiren bu beşinci kolunu gözden çıkarmasını beklemek olacaktır...



    NOT:Kaynak yok...Yok derken bu yazı bütün internet aleminde dolaşmaktadır.Örnek olsun diye bir siteninin adını vereyim:ŞAKİRT ANLATIYOR Fethullah Gülen’in Gerçek Yüzü

    NOT2:Şakirt Azeri lehçesinde talebe demektir.
    Ekleyenin notu:Fetoş,Azeri kardeşlerimin bir türküsüyle cevap veriyorum sana:ACAYİP HAYVANLARA BENZİYİRSEN!..
    Konu 7.mehmet tarafından (20-06-09 Saat 19:26:02 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: Şakirtler Cevapladı

    Şakirtler Cevapladı

    “Şakirt Anlatıyor” adlı maili yazan kişi çeşitli e-mail adreslerine ve eski Fethullahçı arkadaşlarına bu yazıyı atmış ve aşağıdaki cevapları almıştır…
    1.Yorum:
    Az bile yapmışız. Evet, ben de bir şakirtim. Hem de senin “kıdemli Fethullah talebesi” dediğindenim.
    Biz bu ülkede yavaş yavaş ılımlı İslam’ı egemen kılacağız. Hocaefendi’nin mehdi olduğunu da bilmeyenlere Allah(cc) hidayet nasip eylesin. Ben cesurca söylüyorum işte, haydi ne yapacaksanız yapın…

    Evet, bir Askeriye kaldı tamamen sızmadığımız… Orada da şu veya bu şekilde varız!
    Siz buna gericilk, kadrolaşma deyin. Biz müslümanlığın egemen oluşu, kalb ve kafaların yavaş yavaş Kemer Beste-i Ubudiyet halinde Hakk’a yönelişi diyeceğiz.

    Ankara’yı tanımıyoruz. Ama artık alnı secde gören hükümetimiz sayesinde İstanbul’un yanında Ankara’da müslümanlaşıyor. Biz bir İstanbul hükümetinden, devletinden yanayız, o başka. Çünkü şanlı Osmanlı’yı yıkıp yerine solcu-komünist bir devlet kurdunuz. Ama artık sonuna yaklaştınız. Brüksel ve Washington sizi bitiriyor işte. Biz ise Avrupa Birliği’ni ve Amerika’yı da müslüman yapacağız. Onların harıl harıl Hocaefendi Hazretleri’nin kitaplarını okuduklarını nereden bileceksiniz? Siz cahilsiniz. 83 yıldır cahiliye devrini yaşattınız bu millete. Artık bitti.
    2.Yorum:

    Şahsi durumlarınızla ilgili biyografiniz beni hiçbir şekilde ilgilendirmiyor.İzin almadan mail adresime böyle bir mail göndermenizde ayrı bir handikap.
    Lütfen kişisel düşüncelerinizi ve yaşamınızı kendi ortamınızda değerlendirin.Kişisel yaşamınız ve düşünceleriniz sadece sizi bağlamalı.lütfen birdaha
    Rahatsız etmeyiniz.(Şahsınızla ilgili olarak”Böyle rahatsızlık veren biri zaten kafasına göre takılıyor ve herkezi rahatsız eder” imajını uyandırıyor.)
    3.Yorum:
    Sen Kimsin bilader bana mail atıyorsun seni tanımam etmem mail adresimi kimden aldın eğer söylersen sevinirim senin düşüncelerin sana benim düşüncelerim bana Bu arada Nurettin Veren dediğin adam hakkında bilmeni isterim karşındaki insanı inandırmak için tutarlı olmalı bir insan koyu dinciyim diyipte senelerce bir cemaatte kalıp sonra koyu kominist bir kanalda parada anlaşmaya çalışıp sonrada koministler tarafından bile dışlanıyorsa o adama inanana ***** derler öncelikle bunu bil birde söylediğin yani yazdığın şeylere kendin bile inandığını zannetmiyorum insanlara iftira atarak bir yere varamassın en iyisimi sen bu işinden vazgeç kendi dünyanı kendine rezil etme bir daha banada mail atma Allah (c.c.) sana en kısa zamanda akıl fikir verir inşallah kal sağlıcakla...

  3. #3
    bilgehan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bilgehan isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yönetici bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future bilgehan has a brilliant future
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    5,676
    Rep Puanı
    50

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Konu sabitlenmiştir.Uzun ama sonuna kadar okursanız kazanımlarınız zaman kaybınızı örter.....
    ATATÜRK diyor ki" Çocuklugumda
    elime geçen iki kurustan birini eger kitaplara vermeseydim bu gün
    yapabildigim islerin hiçbirini yapamazdim". Esas sir bence burada.
    Çocuklugunda eline geçen iki kurustan birini kitaplara verdigi
    için 35 yasinda general, 40 yasinda baskomutan, 42 yasinda
    cumhurbaskani, 46 yasinda dünyada pek çok reformist var ama hiç
    biri dile dokunabilmeyi cesaret edememistir; dile dokunabilen tek
    reformist Mustafa Kemal'dir.



  4. #4
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Konu sabitlendiği için teşekkürler.Fetullah Gülen hareketi nasıl sonlandırılır? diye başlıklar açılmıştı.Sorunun çözümünü bulmak için önemli bir yazı olduğunu düşünüyorum.

  5. #5
    yeşil asena isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi yeşil asena is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    365
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    bu .... bilirdimde bu kadar değil bunlar insanlıktan çıkmış Allahın verdiği aklı kullanmak yerine fetoşun aklına uyuyorlar neymiş hoca efendi(efendinizi eşekler ....)dua etmiş galatasaray ikinci yarı gol atmış
    duymuştum arkadaşımın birinde(hatta kızı zor kurtardım kız çok çalışkandı onuda abla yapacaklardı ocağa götürdümde içinde biraz varmış yani... kızın ablalarıda bu ablalardan üniyi kazanıyorlar kalacak yer olmayınca bu .... evinde ablalık yapıyorlar sonrada şakirt makirt) kimin kiminle evleneceği bile belli buna bile karar veriyorlar
    ağzıyla söylemiş ....... mehdiymiş bunları topluca gebertsen din devlet millet hepsini kurtarmış olursun çok büyük sevaba girersin!!!
    biliyorlar ki en büyük belaları ordu yalnız ordumuzu yıkamayacaklar çünkü ordu bunların ne mal olduğunu biliyor

  6. #6
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Alıntı yeşil asena Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bu .... bilirdimde bu kadar değil bunlar insanlıktan çıkmış Allahın verdiği aklı kullanmak yerine fetoşun aklına uyuyorlar neymiş hoca efendi(efendinizi eşekler ....)dua etmiş galatasaray ikinci yarı gol atmış
    duymuştum arkadaşımın birinde(hatta kızı zor kurtardım kız çok çalışkandı onuda abla yapacaklardı ocağa götürdümde içinde biraz varmış yani... kızın ablalarıda bu ablalardan üniyi kazanıyorlar kalacak yer olmayınca bu .... evinde ablalık yapıyorlar sonrada şakirt makirt) kimin kiminle evleneceği bile belli buna bile karar veriyorlar
    ağzıyla söylemiş ....... mehdiymiş bunları topluca gebertsen din devlet millet hepsini kurtarmış olursun çok büyük sevaba girersin!!!
    biliyorlar ki en büyük belaları ordu yalnız ordumuzu yıkamayacaklar çünkü ordu bunların ne mal olduğunu biliyor
    Örneğin,Fetoşçu Şaban yani HAKAN ŞÜKÜR'ün oğlu olmuştu.Adını önce başka bir isimde koydu sonra değiştirdi.Neymiş efendim o bir "abi"nin adıymış o yüzden ona saygısızlık olmasın diye değiştirmiş...
    Feto bizim II.peygamberimiz diyorlar ama gerçekte I.Peygamberleri.Hiçbiri Kuranı doğru düzgün bilmiyor.Feto ne derse ona inanıyorlar.Akıllarını yormuyorlar.

    "Oku,Yaradan Rabbin adıyla oku"
    "Düşünmez misiniz?O şüphesiz düşünesiniz diye size akıl verdi"

  7. #7
    yeşil asena isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi yeşil asena is an unknown quantity at this point
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    365
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Alıntı 7.mehmet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Örneğin,Fetoşçu Şaban yani HAKAN ŞÜKÜR'ün oğlu olmuştu.Adını önce başka bir isimde koydu sonra değiştirdi.Neymiş efendim o bir "abi"nin adıymış o yüzden ona saygısızlık olmasın diye değiştirmiş...
    Feto bizim II.peygamberimiz diyorlar ama gerçekte I.Peygamberleri.Hiçbiri Kuranı doğru düzgün bilmiyor.Feto ne derse ona inanıyorlar.Akıllarını yormuyorlar.

    "Oku,Yaradan Rabbin adıyla oku"
    "Düşünmez misiniz?O şüphesiz düşünesiniz diye size akıl verdi"
    Allah akıl fikir versin diyeyim çok iyi organize oluyorlar birde bu dershaneleri var bir kere bile gitmedim Allaha şükür ama kuzenlerim arkadaşlarım yani fetoşçu olanda gidiyor olmayanda orada cd filan izletiyorlar yok çok hastaymış gözüyle secde ediyormuş filan
    dedikleri gibi çok yayılmışlar futbolcular filan ör:emre belözoğlu hakan şükür bunlar bildiklerim
    bir de devlet okulunda görev yapan fetoşçular var öğrencilere eğitim veren benim okulumda tanıdığım en az 5 hoca bunlardan Atatürkü orduyu sevmez beyinsizler yazılacak çok şey varda neyse
    bu adamların aldığı nefes zarar

  8. #8
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Alıntı yeşil asena Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah akıl fikir versin diyeyim çok iyi organize oluyorlar birde bu dershaneleri var bir kere bile gitmedim Allaha şükür ama kuzenlerim arkadaşlarım yani fetoşçu olanda gidiyor olmayanda orada cd filan izletiyorlar yok çok hastaymış gözüyle secde ediyormuş filan
    dedikleri gibi çok yayılmışlar futbolcular filan ör:emre belözoğlu hakan şükür bunlar bildiklerim
    bir de devlet okulunda görev yapan fetoşçular var öğrencilere eğitim veren benim okulumda tanıdığım en az 5 hoca bunlardan Atatürkü orduyu sevmez beyinsizler yazılacak çok şey varda neyse
    bu adamların aldığı nefes zarar
    Öğretmenlerin çoğu fetoşçu,sürekli istikrardan bahsederler,ülkede her şey iyi derler.
    Körfez dershanesi fetoşçudur.Burada okuyanı Askeri liseye almıyorlar sanırım.TSK'nın içine de çok sızdılar.İyi organize olmuşlar.Ama dinsizin Amerikası varsa bizim de Allah'ımız var!

  9. #9
    7.mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Tutkunu 7.mehmet will become famous soon enough 7.mehmet will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    4,358
    Rep Puanı
    0

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Dinler arası diyalog safsatadır!İslamı yok etme oyunudur.Türklüğü yok etme oyunudur.Kurucusu Kürtçü Saiddir.İlla diyalog olacak varsa buyursun Yahudi ve Hristiyanlar bizle diyalog kursun!Ben niye kurayım ki?Onun yerine dinimizi doğru düzgün yaşasak dünyaya hükmederdik.

    Yahudi ve Hristiyanların sapkın dinleri olmasına karşın dinlerine bağlı oldukları için adamlar dünyaya hükediyor.Biz ise dinimiz doğru olduğu halde tam olarak ve gerçek dine bağlı olmadığımız,ajan hoca efendilere inandığımız için sürünüyoruz!..

    İşte bu yazı gerçekleri,sadece gerçekleri anlatmaktadır.Masonlardaki "üstatlık ilişkisi" gibi bunlarda da şakirtlik ilişkisi olduğunu görmekteyiz.

    Susturamazlar...
    Konu 7.mehmet tarafından (21-06-09 Saat 18:25:44 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    bergamalı.ulkucu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bergamalı.ulkucu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Milliyetçi Forum Üyesi bergamalı.ulkucu will become famous soon enough bergamalı.ulkucu will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    783
    Rep Puanı
    92

    Standart Cevap: BİR "ŞAKİRT" ANLATIYOR!..

    Adı sanı duyulmayan bir imam İzmir'de Meşhur Hisar Cami'sinde imamlık yapıyor.Bir gün bir tarikat kuruyor.Tarikatın 1-2 senede 10 kadar Türkiye'de yayın yapan televizyon kanalı,yne bir o kadar gazetesi-dergisi,günlük hitleri dudak uçuklatan web siteleri,100'ü geçik okulu oluyor.15 sene geçince Televizyon kanallarının ve gazetelerinin sayısı tutulamıyor.Türkiye'nin en büyük Televizyon Kanallarından bazıları artık onların olmuş.1000'den fazla özel okulları,5 kadar dershanleri ve bunların toplam 2000 kadar şu besi ve 10 binlerce öğrencisi oluyor.Dünya'da 300'den fazla özel okul açıyorlar.Allah'ı bilmeyen Afrikalı yerli Fettullah Gülen'i biliyor.İmamlıktan emekli olan birisinin 15 senede belki milyarlarca dolarlık bir serveti ortaya çıkıyor.Ve bunlara inanan milyonlar yıkanmış beyin....

    Ben Feto'nun Müslüman olduğu konusunda dahi şüphelere sahip bir insanım hatta bir gün internette ya da bir tartışma programında adamın birisi Feto'nun Vatikan'da çok kıdemli bir kardinal olduğunu söylüyordu.Söyledikleride o kadar tutarlıydı ki ahhh keşke hatırlasamda sizlerle de paylaşabilsem.Ama elbet her karanlıktan sonra gündüz olur. Yüreğimle inanıyorum ki bu karanlıkları aydınlatacağız ve işte o zaman Ulu Başbuğ ATATÜRK'ün de dediği gibi ressamlar Türk'ü resmederken YILDIRIMI-GÜNEŞİ çizecekler.....
    Bizim vatanımızı Tuna'dan Nil'den dinle..Sor Lale'ye Sümbül'e birazda Gül'den dinle..Bizi üç kıta değil, koca dünya tanır..Hem bizi bizden değil, yedi kat elden dinle...
    __________________________________________________ __
    "Bin yılda karıldı bu ülkenin harcı, ayrıştırmak kimin harcı."
    Dr. Devlet BAHÇELİ



+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. "AK" KOYUNUN "KARA" KUZUSU...!!
    Konuyu Açan: ZEYBEK, Forum: Güncel Siyaset Haberleri.
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj : 09-11-08, 13:09:02
  2. Hepimiz "İnadına Türk müyüz?" yoksa hepimiz "Ermeni miyiz?"
    Konuyu Açan: oruç yıldırım, Forum: Siyasi Anketler.
    Cevaplar: 249
    Son Mesaj : 18-08-08, 23:33:23
  3. İŞTE YENİ "SENARYO":"TELEKIZ FADİME"...!!
    Konuyu Açan: ZEYBEK, Forum: Yaşanmış İbretlik Anılar.
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj : 09-08-08, 11:07:42
  4. " Türk mü kalmak Türkiyeli mi olmak" seçiminin seçimi "22 Temmuz 2007"
    Konuyu Açan: halil_ibrahim, Forum: Türkiye'den Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-07-07, 00:08:15
  5. Ynt: Hepimiz "İnadına Türk müyüz?" yoksa hepimiz "Ermeni miyiz?"
    Konuyu Açan: hasanali, Forum: Türkiye'den Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 26-03-07, 20:35:19

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279